“İşgören” Avukat Feshe Karşı Ne Ölçüde Korunuyor?

TBB, bağımlı çalışan avukatların içinde bulundukları mevcut fiili çalışma koşullarını dikkate almış görünüyor. Ancak, bağımlı çalışan avukat, kendisine ne denli iyi koşullar sağlanırsa sağlansın, öncelikle geleceğinden (işinden) emin olmak ister.

Prof. Dr. Tankut Centel

Geçtiğimiz yılın son günlerinde Türkiye Barolar Birliği (TBB), bağımlı çalışan avukatlarla1* ilgili olarak, “Bir Avukat Yanında, Avukatlık Ortaklığında Veya Avukatlık Bürosunda Ücret Karşılığı Birlikte Çalışan Avukatların Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmelik” (aşağıda “Yönetmelik” olarak kısaltılacaktır) başlıklı metni kabul etmiş bulunuyor.2* Söz konusu yönetmelik, aslında TBB’nin bağımlı çalışan avukatlara ilişkin daha önceki çalışmalarının daha ileri bir aşamaya götürülmesi anlamını taşımaktadır. Nitekim, anılan metin, daha önce TBB Yönetim Kurulu tarafından 9 Eylül 2013 günlü toplantıda, “yönerge” olarak kabul edilmiş ve “İş Kanunu hükümleri çerçevesinde çalışan avukatların iş koşullarının, avukatlık onuruna uygun olarak yürütülmesi” amaçlanmıştır.3*
Yönetmelik, esas olarak, bağımlı çalışan avukatların çalışma (iş) koşullarını düzenlemeye çalışmaktadır. Ancak, işten ayrılmaları (iş sözleşmesinin fesih yoluyla sona erdirilmesini) çalışma koşullarından soyutlamak, son derece güçtür. Nitekim, Yönetmelik de, sözleşmenin feshini özel bir madde (m. 11) içinde düzenlemekten kendisini alamamıştır. Bu anlamda, bağımlı çalışan avukatın keyfi biçimde işini yitirmemesi, çalıştırılması sırasında emek sömürüsünün yaşanmamasına eş değerde bir önem taşımaktadır.
Bu bağlamda, Yönetmelik m. 11/I’deki “işveren avukat ve işgören avukat imzalayacakları tip sözleşmede aralarındaki iş ilişkisini düzenlerken, yapacakları sözleşmenin feshine ilişkin hükümler koyabilirler” hükmünü gerçekçi bulmak, son derece güçtür. Çünkü, bağımlı çalışacak işçinin sözleşme yaparken tek düşüncesi, işe girmektir. Buna göre, avukat bulunan her iki yanın eşit olması, sadece kağıt üzerindedir. Buna göre, işe girecek avukatın, karşı yana feshe ilişkin koşulları dikte (kabul) ettirme olanağı fiilen yoktur. Bu konuda, gerekli koruma (iş güvencesi) ortamını sağlayacak olan ise, Yönetmelik hükümleri olmalıdır. Nitekim, 4857 sayılı İş Kanunu’nun yeterli bir koruma (güvence) sağlamadığı konularda, Yönetmeliğin “tip sözleşme” yoluyla yanlar arasındaki iş ilişkisine müdahale ettiği görülmektedir. Bu anlamda, Yönetmeliğin bağımlı çalışan avukatlara ne ölçüde iş güvencesi ve feshe karşı hak sağladığı irdelenmeye değerdir. (devamı Güncel Hukuk’ta) 

1.Yönetmelik, “işgören avukat” deyimine yer vermektedir. Ancak, “işgören” deyimi, İş Kanunu’na ve Türk iş hukuku sistemine yabancıdır. İş (hizmet) ediminin yerine getirilmesi sırasında işverenin emir ve talimatlarıyla bağlı olma, “mesleki bağımsızlık” kavramıyla karıştırılmaktadır. Bağımlı çalışan avukatın edimini yerine getirirken işveren avukatın emir ve talimatlarıyla bağlı bulunması, onun mesleki bağımsızlığını, yani avukatlık mesleğini meslek kurallarına uygun biçimde yürütmesi durumunu ortadan kaldırmaz.
2.RG. 26.12.2015, No. 29574.
3.Türkiye Barolar Birliği (yay.), Ücret Karşılığı Birlikte Çalışan Avukatlar Yönergesi, Ankara 2013,3.

Güncel Hukuk, Şubat 2016