Güncel Hukuk Online

BU SAYIDA
Güncel Hukuk SAYI: 2015/05
  • Yargıya Saldırıdan Sonra Vur Avukata… / Prof. Dr. Köksal Bayraktar
  • Konuk Yazar: ‘Ne Münasebet Canım?!' / Pınar İlkiz
  • Düşünenlerin Düşüncesi: Adliyelere Girişte Güvenlik Sorunu / Av. Işıl Aral – Av. Gülşah Ekiz
  • Bir Milli Enerji Masalı: Mersin Akkuyu / Arş. Gör. Seda Yurtcanlı
  • Hukuk Devleti İlkesi ve Cezasızlık Karşısında TBMM / Av. Uğur Güner
  • Söyleşi: Kadınlar Her Coğrafyada Mücadele Ediyor / Av. Işıl Aral – Begüm Baki
  • İç Güvenlik Kanununun Ceza Muhakemesi Hukuku Esasları Açısından Değerlendirilmesi / Prof. Dr. Timur Demirbaş
  • Yeni Türkiye'nin Yeni Hallerine Bir Örnek: Anayasa Mahkemesi Kararını Yasa Çıkartarak Geçersizleştirme Girişimi / Prof. Dr. Bilge Umar
  • Cesaretin Tükenişi / Aleksandr Soljenitsin
  • Anonim Şirket ve Devlet Yönetimi / Prof. Dr. Tuğrul Ansay
  • Ceza Adaleti Sisteminde İnsan Hakları Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel
  • Arabuluculuk Uygulamalarının Geliştirilmesi Projesinde Güncel Gelişmeler Yrd. Doç. Dr. Özlem Tüzüner, Yrd. Doç. Dr. Çiğdem Yazıcı Tıktık, Yrd. Doç. Dr. Doruk Utku
  • Devlet Büyükleri Dinlenebilir mi? Av. Casim Yılmaz
  • Uygulamada Damga Vergisinin İade Talebinin Hukuki Sonucu ve Analizi Oğuz Ersöz
  • İz Bırakanlar: Hukukçu / Araştırmacı / Edebiyatçı Teoman Ergül Neye El Attıysa En Güzelini Yaratan İnsan / Turgut Kazan
  • ..:: ::

    Güncel Hukuk'un bu ayki dosya konusu seçim ve demokrasi. Doç. Dr. İnci Özkan Kerestecioğlu, Cemal Bâli Akal, Yrd. Doç. Dr. Zeynep Oya Usal Kanzler ve Fikret İlkiz Güncel Hukuk'un Mayıs sayısı için yazdı. Doç. Dr. İnci Özkan Kerestecioğlu ''Seçimler Ne Zaman Anlamlı Olur?'' yazısında ''Dünyanın demokrasi olduğu iddiasındaki hiçbir ülkesinde yüzde beşi geçmeyen seçim barajının yüzde 10 olmasını savunmaya devam ettikçe, uğruna her şeyin feda edildiği istikrarı da yok edecek bir noktaya gelindiği açık'' diyor. ''Demokrasi ve Otokrasi Arasında Seçim'' yazısında Cemal Bâli Akal ise İkinci Dünya Savaşı öncesinde, iki hukuk kuramcısı Hans Kelsen ve Carl Schmitt'i iki zıt demokrasi tanımının mimarı olarak ele alıyor. Akal'a göre: ''Konunun Kelsen ve Schmitt üstünden işlenmesi rastgele bir seçim değil. Her şeyden önce, bu iki büyük hukukçuyu aradan geçen yıllar eskitemedi; ikisi de hukuk kuramı üstüne çalışanların vazgeçemeyeceği isimlerden… Aynı kültürün çocukları ve aynı dili/dilleri konuşuyorlar/düşünüyorlar. Birbirlerinin hukuk yaklaşımlarını iyi biliyorlar. Onları ayıran ve düşünsel olduğu kadar siyasi de olan çatışma zamanla sivrileşse bile, başlangıçta aralarında kuramsal bir alışveriş var.'' Yrd. Doç. Dr. Zeynep Oya Usal Kanzler ''Toplumsal Cinsiyet Eşit(siz)liğinin Aynası Olarak Kadının Siyasi Temsili ve Bir Çözüm Olarak Cinsiyet Kotası'' yazısında toplumsal cinsiyet eşitliği açısından en sorunlu alanlardan biri olan kadının siyasal katılımını ele alıyor. Usal Kanzler'e göre: ''Cinsiyet kotaları seçimlerde aday gösterilmenin/olmanın yükünü bireysel olarak taşıyan kadının üzerinden alarak, bu süreci yürüten siyasi partilere yükler. Bu anlamda, kota seçmenin iradesine değil, aday belirleme süreçlerine müdahaledir. Cinsiyet kotaları sadece kadınların yetersiz temsil sorununun sonuçlarını düzeltir, buna yol açan nedenleri doğrudan düzeltemez.'' Fikret İlkiz ise ''Kürtçe Seçim Propagandasına Yasak Getirilmesi Yasaktır'' isimli yazısında siyasi parti faaliyetleri sırasında Kürtçe dilini kullandıklarından dolayı mahkum edilen Demokratik Toplum Partisi (DTP) üyelerinin Anayasa Mahkemesi'ne yaptıkları bireysel başvuruya Anayasa Mahkemesi'nin 20.11.2014 tarihli kararını değerlendiriyor. İlkiz'e göre: ''Anayasa Mahkemesi'nin bu kararına göre herkesin ifade özgürlüğü korunmalıdır. Seçim zamanında ise herkesin ana dili ile propaganda yapma hakkı ifade özgürlüğünün koruması altındadır. Hakka müdahale ile yapılan ''dilsel kısıtlama'' veya benzer bir sınırlandırma, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün ihlalidir.''

    ..:: ::

    İlerlemiş yaşı (!) ve mesleği itibariyle belki tanımadan ağırbaşlı ve mesafeli birini bekleyebilirsiniz adını duyunca ama hayatınızda onun kadar kendini dalgaya alan birini tanıyamazdınız. Yıllar boyu en ağır davalara girmiş olan, en çetin davalarda ifade özgürlüğünü savunmuş olan bir avukat... Aynı zamanda dünyanın en hoş sohbet ve aslında hiçbir şeyin gereğinden daha ağır olmadığını kendine bir hayat biçimi haline getirmiş Gülçin abla.

    ..:: ::

    İstanbul'da yaşanan saldırıdan kısa bir süre sonra, İtalya'da da benzer bir olay meydana geldi. 9 Nisan 2015 tarihinde Milano Adliyesi'nde iflas suçundan yargılanan bir kişi adliyenin üçüncü katındaki duruşma salonunda önce avukatına ve ortağına ateş etti, daha sonra bir kat aşağı inerek davasına bakan hakimi vurarak üç kişiyi öldürdü ve bir kişiyi yaraladı. Adliyenin içinde on üç el ateş eden saldırgan, bütün çıkışların kapatılması nedeniyle adliyenin içinde bir saat saklandı ve adliyeden kaçmayı başararak ancak 25 km mesafede yakalanabildi. Saldırganın adliyeye avukat kapısından giriş yaptığı, bu nedenle üstünün aranmadığı ve duruşma salonuna kadar silahla gelebildiği anlaşıldı. Üst üste gelen bu saldırılardan sonra, yalnız Türkiye'de değil, diğer ülkelerde de adliyelere girişte uygulanacak güvenlik kuralları tartışma konusu oldu.

    ..:: ::

    12 Mayıs 2010'da Rusya Federasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri arasında ''Akkuyu Sahası'nda Bir Nükleer Güç Santralin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliği Anlaşması''2* imzalandı ve 15 Temmuz 2010'da TBMM'de onaylandı. İmzaların atıldığı günden bugüne çevresel etki değerlendirmesi sürecinde yaşananlar ve reklam filmiyle katmerlenen aldatmaca ''milli enerji'' kavramı üzerinde biraz düşünmeyi zorunlu hale getirmiştir… Rusya, Türkiye topraklarında kendi enerjisini üreteceği sahayı, 1976 yılının bilgi birikimi, risk analizi ve eldeki teknoloji dâhilinde verilmiş olan mevcut yer lisansıyla birlikte, hiçbir bedel ödemeden temin etmiştir. Böylece dünyada ilk defa bir devletin topraklarında başka bir devlet nükleer santral sahibi olmakta ve nükleer santrallerin taşıdığı riskler göz önünde tutulduğunda, bir devlet güvenliğini kendi rızasıyla başka bir devletin uygulamalarına bırakmaktadır.

    ..:: ::

    İstanbul Kültür Üniversitesi Ceza Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin (CEHAMER) düzenlediği Ulusal, Bölgesel ve Uluslararası Hukukta Kadının Şiddetten Korunması: Son Gelişmelerin Değerlendirilmesi Sempozyumu'nun üçüncüsü Kültür Üniversitesi'nde gerçekleşti. Güncel Hukuk olarak üç yıldır takip ettiğimiz sempozyumda İtalya, Fransa, İsrail, Bulgaristan, Senegal, Mali ve Kamerun'dan gelen hukukçu kadınlar ülkelerinde kadına yönelik şiddetle mücadele pratiklerini, yasal düzenlemeleri ve uygulamaları anlattı. Farklı coğrafyalarda kadınların mücadelesi üzerine Senegal'den gelen hukukçu Bintou Mbaye, İtalya'da yaşayan Av. Odile Sicard, Bulgaristan'dan Av. Sevinch Karaoglan ve İtalya'da kadına yönelik şiddet haberleri yapan erkek gazeteci Fabio Amendolara ile söyleştik.

    ..:: ::

    Anonim şirketler, pay sahiplerinin sayısı arttıkça ve yıllık ciroları büyüdükçe, bir tüzel kişi olan Devlet'e yaklaşmaktalar. Artık halka açık anonim şirketlerden, sosyal amacı da göz ardı etmemeleri, bugüne değin yapılması Devlet'e yüklenen bazı hizmetleri yerine getirmeleri istenmektedir. Bu nedenle, Amerika'dan dünyaya yayılan Yönetişim veya Kurumsal Yönetim denilen ‘Corporate Governance' akımı bir süreden beri bizde de yaygınlaşan bir gelişme halini aldı. Artık şirketlerden sadece yüksek kazanç elde etmeleri değil, toplumun çıkarlarına uygun davranmaları, örneğin çevre sorunlarından tutun da, kadın erkek eşitliğine kadar uzanan konularda duyarlı olmaları bekleniyor.

    ..:: ::

    Herhangi bir sıkıntınız olduğunda, başvurulacak ilk dosttu. Düşünür, değerlendirir, yardımcı olurdu. Örneğin, sanık olduğum veya savunma görevini üstlendiğim zor davalarda, (eğer bir duraksama yaşıyorsam) izlenecek yol için telefon edip görüş sorardım. Büyük bir sorumluluk duygusuyla, araştırır / çalışır ve geri dönüp önerilerini sıralardı. Çünkü, iyi bir hukukçu ve iyi bir avukattı. Nitekim bu özelliğiyle, sekiz yıl süren TBB Yönetim Kurulu üyeliği, dört yıl süren Baro Başkanlığı sonrası tam 11 yıl, (Başkan Metin Feyzioğlu'nun deyimiyle) TBB'nin yapı taşlarından biri oldu. Çünkü, Sevgili Teoman neye al atarsa, en güzelini yapardı. Türkiye Barolar Birliği'nde de, önce dergiyi aranan/okunan ve saklanan bir dergi yaptığı gibi, yayın işlerini de düzene soktu.

     

    © Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
    Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.