Güncel Hukuk Online

BU SAYIDA
Güncel Hukuk SAYI: 2015/06
  • Yargı Düzelmeli... Nasıl ?/ Prof. Dr. Köksal Bayraktar
  • Konuk Yazar: Savaştan Kaçan Kuşlar... / Mehmet Mahmutoğlu
  • Hukukun Gençleri: Buca Ceza İnfaz Kurumu Ziyareti / Umutcan Çatalyürek
  • Bir Halkın Ve Bir Kampın Hikâyesi: Kamp Armen / Beyhan Demir
  • Halit Çelenk Hukuk Ödülleri
  • Siyasal Partilerin 7 Haziran 2015 Genel Seçim Beyannamelerinde/Bildirgelerinde ''Yeni Anayasa'' / Serdar Gülener
  • Başkanlık Sistemine Genel Bakış ve Başkanlık Sisteminin Yaratabileceği Sorunlar / Av. Zeki Aras
  • Başarılı Spor Hukukçuları İşe Bakın Ki Hepsi De Kadın / Sean Cottrell
  • Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkının İki Yıllık Kısa Bilançosu: Türkiye Cephesinde Yeni Bir Şey Yok / Dr. Erkan Duymaz
  • Trakya'nın Kara Günleri / Nazım Alpman
  • Mahpus / Av. Erhan Ürküt
  • Kütüphane: Incognito: Ben Gerçekten Ben miyim? / Av. Işıl Aral
  • Tarihten: Alkol ve Alkolden Alınan Vergilerin Hukuki Gelişim Süreci / Doç. Dr. Faruk Güçlü
  • Korku Çağının Kör Kuyularında, Hem De Merdivensiz / Ömürnaz Kurt
  • İnternette Sansür / Stj. Av. Şölen Çakıroğlu
  • İz Bırakanlar: Vecdi Aral'ın Hukuk Felsefesine ''Değer''li Katkısı / Prof. Dr. Ahmet Gürbüz
  • ..:: ::

    İçinde yaşadığımız yüzyılın en önemli sorunlarından birisi olan ''yaşlılık'' ve hukuk üzerine yazılar Güncel Hukuk Dergisi'nin bu sayısının ana dosyasını oluşturdu. Gerontoloji, Hukuk ve Yaşlanan Toplum isimli yazısında Prof. Dr. İsmail Tufan ''Gerontoloji, Türk Dil Kurumu'na göre ''yaşlılığın ve bunaklığın bilimi.'' Kamuyu yanlış bilgilendirme suçundan hukuki işlem yapılabilecek bir tanım. Hukuk ve gerontoloji, ilk bakışta aralarında kesişim kümesi olmayan iki bilim ve uygulama alanı. Gerontoloji, yaşlanma ve yaşlılığın bedensel, psişik, sosyal, tarihsel ve kültürel yönlerinin tarifi, açıklaması ve modifikasyonu ile ilgilenmektedir. Yaşlanma açısından önemli ve yaşlılığı yapılandıran çevre ve sosyal kurumları buna dâhil etmek gerekir.'' diyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Geriatri Bilim Dalı'ndan Prof. Dr. Vecdet Tezcan Sağlıklı Yaşlılık isimli yazısında ''Neden yaşlanıyoruz sorusuna evrim teorisi ilginç bir açıklama getirmektedir. Evrimin amacı türün genlerinin devamlılığını yani sonraki kuşağa transferini sağlamaktır. Bir organizmanın enerjisini yaşamak ve öldükten sonra da genlerinin devamlılığını sağlamak için nasıl bir taktik gerekir?'' sorusunun cevabını arıyor ve sağlıklı yaşlılığın önemini anlatıyor. Prof. Dr. Timur Demirbaş Yaşlılık ve Suç yazısında ''Yaşlı suçluluğunun açıklanması bakımından her şeyden önce iki problem önem taşımaktadır: Yaşlı suçluluğunun kapsamı neden dardır ve yaşlı insanlar hangi nedenle suç işlerler?'' sorusunu soruyor ve ceza hukukuna göre yaş ve suçluluk, mağdur olarak yaşlılık, fail olarak yaşlılık gibi konuları ele alıyor. Yaşlı Suçluluğu yazısında ise Yrd. Doç. Dr. Tanıl M. Başkan son zamanlarda önem kazanmaya başlayan yaşlı suçluluğu konusunu dünyadan sayısal verilerle derinlemesine işliyor: ''Yaşlı suçluluğu yok sayılamayacak olmakla beraber, toplumsal yaşantı açısından gerek işlenen suçların nevi gerekse miktarı itibariyle bir tehdit teşkil etmemektedir. Bilakis yaşlılar, suistimali oldukça mümkün ve viktimolojik açıdan dikkate değer bir grup olmakla, kanun uygulamaları noktasında ve bugün ulaşılan modern çizgide nazara alınmaları gerekli bir görüntü vermektedirler''

    ..:: ::

    O gün bugündür Kamp Armen'de kampta yıkıma karşı nöbet tutan ve yeniden yaşamı örgütleyenlerden Nor Zartonk üyesi Arno Kalaycı'nın deyimiyle ''Ermenilerin Gezi'si'' yaşanıyor. 10 gündür Kamp üniversitelerden katılımcılarıyla atölyelere, konserlere, Ermenice dersine, Rakel Dink'e ve onun hepimize kampı inşa eden çocuk halleriyle söyledikleri şarkıyı mırıldanmasına, 2010 yılı 24 Nisan'ında zorunlu askerliğini yaparken öldürülen Sevag Balıkçı'nın annesi ve babasına, tiyatro çalışmalarına, Sivaslı Ermenilere, Süryanilere, Filistinlilere, Agos Gazetesi'ne ve saymakla bitiremeyeceğimiz insana ev sahipliği yapıyor. Kampta kalanlar, yıkıma karşı nöbet tutanlar bir yandan yeni yaşamı örgütlüyor, bir yandan kampı yeniden çocuk sesleriyle, müzikle kahkahayla süslüyor bir yandan da kampın gerçek sahiplerine, Ermeni halkına iadesi için görüşmelere devam ediyor. 1500'e yakın çocuğun emeğiyle inşa edilmiş olan kampa bir gelen bir daha geliyor illa ki. Garabet Orunöz, ''Bir kez gelen bağımlı olur buraya'' diyor gülerek.

    ..:: ::

    ''Ben de Selimiye'de salona girdim; kolumda cübbem var, elimde çantam. Hakime doğru yanaştım ''Efendim ben nereye oturacağım?'' dedim. Bir taraftan müvekkillerim var, bir taraftan sanık olmuşum. Güldü duruşma hakimi ''Halit Bey nasılsa dosyaları birleştireceğiz, siz buyrun'' diyerek sanık sandalyesini gösterdi.'' (Halit Çelenk'in Fikret İlkiz ve Filiz Kerestecioğlu'nun ''İnsan Doğmuşsun, İnsan Ölmelisin'' başlıklı röportajından) Hayatı boyunca özgürlük mücadelesi veren devrimci avukat Halit Çelenk anısına ilk kez bu yıl verilen Halit Çelenk Hukuk Ödülleri sahiplerini buldu. İbrahim Kaboğlu başkanlığındaki Gezi Hukuki İzleme Grubu ''Demokrasi ve Totalitarizm Sarkacındaki Türkiye-Gezi Raporu'' adlı çalışması ve Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparmak tarafından hazırlanan ''İnternet ve İfade Özgürlüğü - Twitter ve YouTube Erişim Engelleme Kararlarının Kaldırılması Başvuruları'' birincilik ödülünü paylaştı. Törende konuşma yapan TBB Başkan Yardımcısı Av. Başar Yaltı ''Halit Çelenk Ödülünü vermek ve anmak üzere toplandığımız bu toplantıda bir devrimci kişiliğin, bir devrimci hukukçunun aslında nasıl bir mücadeleci insan olduğunu, avukat olduğunu, hukukçu olduğunu biliyoruz, görüyoruz, onu kendimize örnek almak istiyoruz. O belki mahkemelerde davasını kaybetmiştir, ama halkın mahkemesinde davasını kazanmış bir avukattır'' dedi.

    ..:: ::

    Siyasal partilerin 7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimleri öncesi hazırladıkları beyanname ve bildirgelerde yeni bir anayasayı seçim sonrası atılması gereken önemli biri adım olarak ele aldıkları görülmektedir. Bunların hepsinde ortak olan özellik bu anayasanın kapsayıcı, katılımcı, uzlaşmacı niteliğe sahip olan bir toplum sözleşmesi olması gerektiğidir. Bu noktada anayasaya egemen olması gereken değerler partilere göre değişmektedir. İdeolojik yelpazede durdukları yer, hem anayasaya hakim olacak genel felsefenin hem de kurumsal tasarımlarının birbirinden farklılaşmasına neden olmaktadır.

    ..:: ::

    ''Olumlu bir şeyler yaptığıma dair inançla, başarılı spor hukukçusu bazı kadın arkadaş ve meslektaşlarımı arayarak onlara ''başarılı kadın spor hukukçuları'' başlıklı bir makale için bazı soruları cevaplayıp cevaplayamayacaklarını sordum. Ancak, onlarla konuştuktan sonra çabucak fark ettim ki, benim yaklaşımım da içselleştirilmiş bir önyargıdan ibaretti. Elde ettiğim cevap ve geri bildirimler üzerine düşünürken, cinsiyet ve altyapı ayrımı yapmadan, spor hukukçusu olmayı amaçlayanlara iyi rol modeli olabileceğini düşündüğüm başarılı spor hukukçularına odaklanan bir makale yayınlamanın yararlı olabileceğine karar verdim. Böylece, bu yazının başlığı ortaya çıktı: ''Başarılı Spor Hukukçuları; işe bakın ki hepsi de kadın''.

    ..:: ::

    ''Daha o anda ''Ben bu olayların belgeselini yapmalıyım'' kararı vermiştim. Elbette ilk olarak Rıfat Bali'yi aradım. Çünkü 1934'te yaşanan ve Yahudilerin ''Furtuna'' (Fırtına) diye andıkları olaylarla ilgili hiçbir araştırma yapılmamıştı. İlk yazı Tarih Toplum Dergisi'nin Şubat 1996 sayısında Haluk Karabatak imzalı uzun bir makale yayınlanmıştı. Konu hakkındaki bilgisizliğimin yeterli alt yapısı vardı. Sadece benim değil benden 10 yaş, 20 yaş 30 yaş büyük ağabeylerimin de bilgileri yoktu. Sonra kamerayı alıp Trakya'nın bütün illerini dolaşmaya başladım. Olayların birinci tanıkları Yahudiler artık yoklardı. Ama Türk tanıkları vardı.''

    ..:: ::

    İşte bu yüzden Kafka, çağının karamsarlığını yazdı, hayatın her alanında kol gezen tekinsizliği, insanın tenine yapışan korkuyu, iktidarın grotesk pençelerini ve o pençeler arasında ''sanki utanç, ondan sonra da hayatta kalacak[mışçasına] bir köpek gibi'' ölenleri yazdı. Fransız Devrimi, Aydınlanma, hukuk devleti ve yasalar, otoritenin gözünde bir fareden farksız olduğunu düşündüğü naif insanın labirentte yol alırken kendini güvende hissetmesi için kurgulanmış duvarlardan ibaretti ona göre. Gerçekte insanı koruyan, kollayan, yardıma ihtiyaç duyduğunda başvurabileceği hiçbir mercii yoktu aslında. Tanıdık geldi mi?

     

    © Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
    Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.