Güncel Hukuk Online

BU SAYIDA
Güncel Hukuk SAYI: 2014/10
  • Hukukun Üstünlüğü İçin: Devlet Kuruluşunda Dinsel Yapılanma / Prof. Dr. Köksal Bayraktar
  • Konuk Yazar: Fair Play Yoksa Ona Oyun Denmez / Ümit Kıvanç
  • Düşünenlerin Düşüncesi: Soruşturmaya Müdahalenin Dayanılmaz Hafifliği / Av. Mustafa Gökhan Tekşen
  • Haklar: Cezasızlık: Bizim Büyük Çaresizliğimiz... / Gökçeçiçek Ayata
  • Öcalan Davası: Sömürülen Garcia Ruiz-İspanya Deneyi Teğet Geçilen Cumhuriyet-Türkiye Davası Yarına Kalan Gerekçe Umarı / Hilmi Şeker
  • İş Cinayetleri: Her İş Cinayeti İhmaller Yarışmasıdır / Adalet Arayan İşçi Ailelerinin Vekilleri ve Hukukçuları
  • İş Cinayetleri: Kârda Sınır Tanımaz Yükseliş, İşçiyi Ölümüne Dibe Çekiş... / Şükran Soner
  • Açık Tartışma: Eğitim, Mekan, İnsan... / Burcu Süvari, Gülçin Özbey, Filiz Kerestecioğlu
  • Avrupa Konseyi Kadına Yönelik Şiddet Sözleşmesi / Av. Hülya Gülbahar
  • Edebiyat ve Hukuk: Rojin / Mehmet Eroğlu
  • Sulh Ceza Hâkimlikleri ve Tabiî Hâkim İlkesi / Prof. Dr. Kemal Gözler
  • Hâkimin Hukuki Sorumluluğu / Doğukan Algan
  • Adli Yargıda ''Makul Süre'' Matematiği II / Prof. Dr. Mustafa T. Yücel
  • Ceza İnfaz Hukukunda Ziyaretçi Kabulünden Yoksun Bırakma Cezası / Stj. Av. Uğur Güner
  • Tarihden: XVI. Louis
  • ..:: ::

    Güncel Hukuk'ta bu ay ana dosya konusu Çözüm Süreci ve Geçiş Dönemi Adaleti. Sınırlarımızda yaşanan göç ve karışıklıkların getirdiği endişelerin yanı sıra ülkemizde barışın sağlanması ve silahların bırakılması amacıyla Kürt sorununun varlığının somut olarak kabul edilmesinin ardından, demokratik çözüm için uğraş verileceği vaadi herkeste ''bir umut'' yarattı. Adı konan ''çözüm süreci'' ve barış herkesin beklentisi olmaya devam ediyor. Herhalde uygun düşen deyimiyle, bir geçiş dönemi yaşanmaktadır. Demokratik açılım ve çözüm sürecinin yaşandığı bu günlerde ''Geçiş Dönemi Adaleti'' nedir? Mithat Sancar ''Çatışmadan Barışa: Çözüm Süreçlerinin Zorlu Yolu'', Mehveş Evin ''Kürt Kadını Barış Sürecinden Umutlu mu?'', Fikret İlkiz ''Çözüm Sürecinde 6551 Sayılı Kanun ve Geçiş Dönemi Adaleti'', Ozan Erözden ''Çözüm Süreci ve Geçmişle Yüzleşme'' ve Doç. Dr. Serdar Gülener ''Çözüm Sürecinin Toplumsal Bütünleşme Boyutu: Geçiş Dönemi Adaleti ve ''Silahsızlandırma, Terhis, Rehabilitasyon Programları'' İlişkisi'' yazılarını Güncel Hukuk için yazdı.

    ..:: ::

    FIFA'nın adını ''Fair Play''le özdeşleştirmeye çalışıyorlar. Bir gayret bir gayret!.. Gören, Sınır Tanımayan Doktorlar'dan daha fedakâr, Greenpeace'ten daha militan bir hayır kuruluşu zanneder. Özellikle ırkçılık karşıtı kampanyalarıyla birleştirince. Şüphesiz temiz bir örtü peşindeler... Futbolcuların ''profesyonelce'' diye adlandırılıp neredeyse bir de takdir edilen saha içi düzenbazlıklarının büyük çoğunluğunu bir anda önleyebilirler isteseler. Arkadan müdahale kırmızı karttır, dendiğinde, meselâ, hemen o hafta arkadan müdahaleler kesiliveriyor. Futbolcular başka yollar buluyor kural dışı fauller için, haksızca avantaj sağlamak için. Bileğe basıyorlar meselâ. Önden veya yandan yapıldığı için, çoğu zaman cezalandırılmıyor bu hareket. Topa hamle etmişler de zamanlamayı ayarlayamamışlar gibi yapıyorlar. Rakip çabucak hareket ettiği için yanlışlıkla bileğine basmış gibi yapıyorlar. Yaptıkları korkunç. Çok tehlikeli. Ama yapıyorlar. Sonra bilerek yapmadıklarını iddia ediyorlar. FIFA, ''bileğe basmak kırmızı karttır'' dese, bu iş anında kesilecek... Demez. Çünkü günümüzün arenasındaki karşılaşmalarda kabul edilebilir ve sürdürülebilir bir şiddet dozu bulunması şart.

    ..:: ::

    Sadece devlet görevlileri tarafından gerçekleştirilen ihlallerde değil, devletin önleme yükümlülüğü bulunan pek çok yatay ihlalde de cezasızlık politikası kendini göstermektedir. Örneğin; son dönemde özellikle kadına yönelik şiddet vakalarında cezasızlık politikası sıklıkla gündeme gelmektedir. Etkin soruşturma yapılmaması, yargının tabi olduğu ve iktidarın el değiştirmesiyle bağlantılı şekilde dönemsel olarak değişen düşünce kalıplarının soruşturma ve yargılamaya etkisi, yargılama aşamasında faillere uygulanan indirimler ve benzeri durumlar tüm yatay ihlallerde karşımıza çıkabilmektedir. Yüzlerce klasörlük ''büyük davaların'' etkisinden çıkamayan -yakın zamanda da çıkması mümkün gözükmeyen- Türkiye yargısının, devletin giderek genişleyen seçkinci ve seçici cezasızlık politikası karşısında giderek etkisizleştiği rahatlıkla söylenebilir. Bu durum, Türkiye halklarının yargıya olan güvensizliğini artırmakta, sıkışmışlık ve çaresizlik hissi ile birlikte öfke yaratmaktadır.

    ..:: ::

    Bu ay Açık Tartışmamızı; Eğitim Sen 2 No'lu Şube Kadın Sekreteri Burcu Süvari ve Kadın Meclisi Üyesi Gülçin Özbey'le eğitim, özellikle de son dönemde ortaöğretimdeki sorunlar üzerine gerçekleştirdik. ''Filiz Kerestecioğlu: Bir de mekanlar açısından bakarsak; değişiklikler sadece sistem değişikliği değil; yıllardır okuduğumuz okul mekanları ''dönüştürülüyor'', bütün yeşil alanları kaybettiğimiz gibi onları da kaybediyoruz! Bunun yanı sıra, çocukların saatlerce sıralarda oturması gibi, mekanın düzenlenişi açısından da okulları değerlendirirseniz neler söylersiniz? Gülçin Özbey: Mekan önemlidir. Dizgesel sistem, çocuklardan başlayarak bir disipline etme sürecini yaşatır. Aklıma hep Benjamin'in bir anlatısı gelir; toplu taşımanın ilk icat edildiği zamanlar, insanlar samimi ilişkiler içinde, ancak birdenbire otobüse biniyorsunuz yüz yüze bakıyorsunuz ve konuşmuyorsunuz! İnsanlığın en büyük travmalarından birisi der Benjamin! Sonra Amerikalılar tarafından arka arkaya oturma biçimi bulunur! Bu dizilimler aslında önemli; mekanı belirlemek, yaş grubuna göre çocukları sınırlandırmak... Çünkü iktidar sınır koyar; sınırı, o çerçeveyi sever! Bu, aslında disipline etme sürecidir çocukları.''

    ..:: ::

    Torunlar GYO'da meydana gelen iş cinayeti sonrasında yapılan açıklamalar ve değerlendirmeler bağlamında, iş cinayetlerinde cezai sorumluluk mevzuuna baktığımızda; öncelikle, her olayı kendi süreci ve bağlamı içinde analiz etmenin doğru bir yöntem olduğunu düşünüyoruz. Ancak bu da genel çıkarımlarda bulunulamayacağı anlamına gelmemektedir. Bu nedenle yazının imzacısı bizler için; her iş cinayetinde işveren ve denetim görevi olanların sorumluluğu merkezli bir analizle başlamak daha doğru olacaktır. Yaklaşımımızın, ''sermaye ve idare karşıtlığı'' gibi kaba bir hamasetle alakası yoktur. Zira sözü edilen ''karşıtlık'' kurgusaldır ve önümüzdeki vahim tablonun acilen değişmesine imkân sağlayacak bir perspektif içermemektedir. Bu bağlamda iş cinayetlerinde sorumluluk tartışmasının hukuksal dayanaklarından hareket etmenin ve ''kanun- sözleşme ve ön tehlikelilik'' haline bağlı hukuksal çerçevenin pratikte kimi önemli imkânlar sunduğunu düşünüyoruz.

    ..:: ::

    Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi (*) Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi, 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girdi. Müzakereleri yaklaşık üç yıl süren Sözleşme, kadın hakları ve kadına karşı şiddet konusunda Avrupa'daki en önemli hukuki düzenleme olarak kabul ediliyor. İstanbul'da imzaya açıldığı için de, aynı zamanda ''İstanbul Sözleşmesi'' olarak anılıyor. İstanbul Sözleşmesi, uluslararası hukukta kadına yönelik şiddet konusunda yaptırım gücü olan ilk Sözleşme olma özelliğini de taşıyor... İstanbul Sözleşmesi'nin en önemli özelliği şiddetin önlenmesi ve şiddetle mücadele alanında devletin kurumsal mekanizmalar oluşturmasını zorunlu kılmasıdır. Sözleşme, tüm şiddet mağdurlarının ''yeterli sayıda, uygun ve kolayca erişebileceği'' ve buralarda kendi ''anlayabileceği dilde'' (md. 19) hizmet alabileceği kadın danışma merkezleri, sığınaklar (md. 23), ülke çapında 24 saat kesintisiz, ücretsiz telefon destek hattı (md. 24) ve mağdurlara yönelik tıbbi ve adli muayene, travma desteği ve danışmanlık sağlamak üzere, tecavüz veya cinsel şiddet kriz merkezleri (md. 25) oluşturulmasını gerektirmektedir. Sözleşme gereği, şiddet mağdurlarına ücretsiz hukuksal destek sağlanmalı ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ile ilişkili iltica talepleri ve geri göndermeme ilkesi uygulanmalıdır.

    ..:: ::

    Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası niteliği itibariyle hükümlü ya da tutuklunun ailesiyle olan iletişimine kısıtlama getirmektedir. Bunun gibi kısıtlamalar özgürlüğünden yoksun bırakılmış bir kişide ciddi manevi zararlara yol açabilmektedir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin Avrupa Cezaevi Kuralları Başlıklı (87) 3 No.lu Tavsiye Kararı'nın 58. maddesinde hapishane ile dış dünyadaki özgür yaşam arasındaki farkın mümkün olduğunca kapatılması gerektiği düzenlenmiştir. Buna göre, hapis ve suçluyu özgürlüğünden yoksun bırakarak dış dünyadan ayıran benzeri diğer cezalar, kişiye derin ızdıraplar veren önlemlerdir ve haklı nedenlere dayanılarak köken, ırk ya da dine göre ya da disiplinin korunması amacıyla yapılan ayrımlar dışında hapishane rejimleri bu acıları daha da ağırlaştırmamalıdır. O halde hapishane rejimi, hapishane hayatı ile dışarıdaki özgür yaşam arasındaki farkı azaltmanın yollarını aramalıdır.

     

    © Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
    Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.