Avukatlar Cezaevinde

22 Kasım 2011 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük avukat gözaltısı yapıldı. İstanbul, Diyarbakır, Van, Hakkari, Ağrı, Ardahan, Kars, İzmir, Bursa, Urfa, Batman, Mersin, Denizli, Muş, Siirt ve Şırnak Baroları’na bağlı toplam 47 avukat, aynı gün ve aynı saatlerde yapılan operasyonlarla gözaltına alındı, içlerinden 37 avukat tutuklandı.

Bu operasyonda, avukatların ev ve işyerlerinde keyfi olduğu ileri sürülen aramalar yapıldı; başta dava dosyaları olmak üzere, kitap, dergi, gazete vb. yayınlarına, özel arşiv belge ve fotoğraflarına, bilgisayarlarına, dijital kayıtlarına, müvekkilleri ile görüşme notlarına ve savunma belgelerine el konuldu. Yapılan sorgulamalar sırasında, avukatların uzun süredir takip edildikleri; telefonlarının dinlendiği, maillerinin takip ve kayıt altına alındığı da anlaşıldı.

Soruşturmalar sırasında ağırlıklı olarak dava ve müvekkil tercihleri ile takip ettikleri dava dosyalarında bulunan belgeler üzerinden siyasal düşünceleri sorgulanan avukatlar, “silahlı terör örgütü” üyesi oldukları suçlamasıyla tutuklandılar.

Savunmaya Özgürlük Platformu, savunma hakkına ve bağımsızlığına bir saldırı olarak nitelendirdiği söz konusu operasyon sırasında yaşanan hukuka aykırı uygulamaları ve mahkemenin verdiği tutuklama kararını değerlendirdi. Ardından yapmış oldukları cezaevi ziyaretlerinde, avukatların baskı ve hak ihlallerine maruz kaldıklarını tespit ederek buna ilişkin “Tutuklu Avukatların Bulunduğu Cezaevi Koşulları Tespit Raporu” başlıklı bir rapor yayınladılar.

Rapora göre; tutuklama kararı üzerine Bakırköy Kadın ve Çocuk Cezaevi’ne gönderilen kadın avukatların, önce 1 veya 2 gün süre ile müşahade adı verilen yerde bekletildikleri, buranın son derece soğuk ve kirli olduğu, bu süre içinde yıkanma olanağı bulamadıkları, koğuşun aşırı kirliliği nedeni ile kaldıkları süre boyunca yemek yiyemedikleri ve uyuyamadıkları tespit edilmiştir.

Bunun dışında raporda, tutukluların revire çıkma taleplerinin 1 hafta 10 gün sonra gerçekleştirildiği, kimi zamansa yerine getirilmediği, tutukluların 1 saat olan aileleri ile görüşme hakkının kısıtlanarak 35 dakika görüşme olanağı sağlandığı ve tutukluların tüm ihtiyaçlarını kantinden satın almak zorunda oldukları, bununla beraber kantinden sağlanan malzemelerin, özellikle temizlik malzemelerinin son derece kötü ve kalitesiz olduğu ifade ediliyor.

Yine aynı raporla ortaya konulduğu üzere; Savunmaya Özgürlük Platformu 11.01.2012 günü, Kandıra F-1 ve F-2 cezaevinde tutuklu bulunan avukatlarla görüşmeler yapmış ve orada yaşanan hak ihlallerini de tespit etmiştir. Buna göre, Kandıra F Tipi Cezaevlerine kabul sırasında, tutuklu avukatlar onur kırıcı bir şekilde aramaya tabi tutulmak istenmiş, buna karşı çıkmaları nedeniyle zor kullanılmak suretiyle üzerlerinde sadece iç çamaşırları kalacak şekilde elbiseleri çıkarılmış ve kendilerine şiddet uygulanarak üst araması yapılmıştır. Bu konuya ilişkin olarak şikayette bulunulmuş, ancak kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

Kandıra F-1 ve F-2 cezaevinde de tutukluların kaldıkları odaların son derece soğuk olduğu, sağlık sorunları bulunan tutukluların hastaneye sevklerinin yapılmadığı, tutuklu avukatların dışarıya gönderdikleri mektuplara el konulduğu ve kendilerine gelen mektupların verilmediği, 7 gün 24 Saat avukat görüş hakkı olmasına rağmen tatil ve mesai saatleri dışında avukat görüşlerinde ziyarete giden avukatlara zorluk çıkarılmakta olduğu, tutukluların ortak görüş alanında bir araya gelmeleri yasa ve yönetmelikler gereğince tanınan bir hak olmasına rağmen, yaklaşık 45 günlük süre içinde sadece bir kez ve kimi kısıtlamalar yapılarak ortak görüş hakkı kullandırılmış olduğuna da aynı raporda yer verilmektedir.

Gelişmelerin ardından Çağdaş Hukukçular Derneği, “Türkiye’li Avukatlar Deklerasyonu ve Çağrısı” adı altında uluslararası bir imza kampanyası başlatma kararı aldı: “Tutuklu avukatlar serbest bırakılıncaya kadar, her ülke halkını ve demokratik kurumlarını kendi yöntem ve araçlarını kullanarak, Türkiye Devleti’nin savunma hakkına saldırılarını teşhir etmeye, tutuklu ve baskı altında tutulan avukatlarla dayanışmaya, birlikte mücadeleye çağırıyoruz.”

Avukatlar Eylemde
Demokrasi ve Dünya İnsan Hakları için Avrupa Avukatlar Birliği (ELDH), Avrupa’lı Demokratik Avukatlar (AED) ve Avrupa Barosu İnsan Hakları Enstitüsü (IDHAE ) tarafından organize edilen 24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Günü, politik nedenlerle mesleklerini ifa ettikleri için eziyet edilen ve tutuklanmış bulunan ve bu suretle mesleki görevlerini yerine getirmeleri engellenen avukatlara ithaf ediliyor. Bu yıl ise örgütler destek için Türkiye’li avukatları seçtiler.

22 Kasım 2011 günü başlatılan operasyonla tutuklanan 36 avukatın, evleri ve bürolarının aranmasının, bilgisayarlarına, çeşitli belgelerine ve dava dosyalarına el konulmasının hukuka aykırılığını dile getiren Savunmaya Özgürlük Platformu da, 24 Ocak-Tehlikedeki Avukatlar Günü’nde bu durumu protesto etmek için yürüyüş düzenledi. İstanbul dışında da avukatların tutuklu meslektaşlarına destek yürüyüşleri yaptığı 24 Ocak’ta, İstanbul’daki avukatlar ise Beşiktaş Meydanı’nda buluşup Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’ne yürüyerek savunmaya yönelik saldırıları kınadıklarını dile getirdiler.

 

Güncel Hukuk Dergisi Şubat 2012/2-98