Dink Cinayetinde Örgüt Yok!

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayeti davası, 17 Ocak 2012 günü görülen 25. duruşmada karara bağlandı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, cinayetin örgütlü suç olmadığına hükmetti; yargılanan 19 sanığın örgüt suçundan beraat etmesine karar verildi.

Mahkeme, cinayetin azmettiricisi olmakla suçlanan polis muhbiri Erhan Tuncel hakkında cinayete ilişkin ceza vermezken, MC Donald’s’ın bombalanmasıyla ilgili 10 yıl 6 ay hapis cezasına hükmetti; verilen cezaların toplam miktarı ve tutuklu geçirdiği süre dikkate alınarak Tuncel’in beraatine karar verdi. Yasin Hayal hakkında ise tasarlayarak insan öldürmeye azmettirmekten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmedildi. Hayal hakkında ayrıca Orhan Pamuk’u tehdit etmekten üç ay, ruhsatsız silah bulundurmaktan bir yıl hapis ve 30 gün adli para cezası verildi.

Yargılanan diğer sanıklar Ersin Yolcu ve Ahmet İskender hakkında, Ogün Samast’ın cinayeti işlemesine yardım ettiklerinin sabit olduğu ifade edilerek iyi hal indirimiyle 12 yıl hapis; Salih Hacısalihoğlu hakkında ise ruhsatsız silah bulundurmaktan 2 ay 15 gün hapis ve 25 gün adli para cezası verildi. Karar duruşmasında Coşkun İğci ise mahkeme heyetinin “gözünden kaçtığı” için tutuksuz sanık hakkında bir hüküm verilmedi.

25. duruşmada karara bağlanan dava, Dink ailesi avukatlarının defalarca başvurmalarına rağmen cinayette sorumluluğu olan kamu görevlileri yargılanmadan sona erdi.

Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı, Mahkeme’nin “örgüt yok” kararına itiraz ederek Yargıtay’a temyiz başvurusunda bulundu. Davanın savcısı Hikmet Usta’nın yazdığı iki sayfalık temyiz dilekçesinde şu ifadeler yer alıyor: “20 yıla yaklaşan meslek hayatımda şimdiye kadar mahkemelerce verilen pek çok kararı temyiz ettim. Hakimler elbette verdiklerin kararlarında bağımsızdırlar. Etki altında kalmadan karar vermeleri gerekir. Ancak basına yansıyan mahkemeden yapılan ‘Örgüt var, delil yok’ açıklamasına karşı biz ‘Örgüt de var, delil de var’ hem de fazlasıyla var olduğunu belirtmek istiyoruz …Türkiye’nin en önemli suikastlarından biri olan Hrant Dink suikastıyla ilgili duruşmalarda beyan ettiğimiz esas hakkındaki mütalaalarımızda, müdahiller tarafından verilen mütalaalarda, sanıklardan Erhan Tuncel’in avukatı Erdoğan Soruklu’nun son savunmalarında ve dosya kapsamındaki pek çok delillere göre örgüt yapısı ispat edildiği, anlatıldığı ve kabul edildiği halde ve hatta sanık Erhan Tuncel’in son savunmalarında örgüt iddiasını inkar bile edememesine ve yine bu konuda dosya kapsamında pek çok delilin ortaya konulmasına rağmen, mahkemece bunların hepsi göz ardı edilerek, dosyadaki delilleri iyi incelemek suretiyle örgüt yapısının olmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermek suretiyle yasaya aykırı davranıldığı anlaşılmaktadır…

“Mahkeme başkanı Hâkim Rüstem Eryılmaz ise, Vatan Gazetesi’ne yaptığı açıklamada örgüt suçlamasından verilen beraat kararının “örgüt yoktur” anlamına gelmediğini, örgüt faaliyetleri çerçevesinde yeterli delil olmadığını ifade etti. Dink ailesi avukatlarından Av. Hakan Bakırcıoğlu, karar ve temyiz süreciyle ilgili görüşlerini Güncel Hukuk’a paylaştı: “Karar elbette ki kötü bir karar ve müdahil taraf olarak savcılık makamının ‘örgüt de var, delil de var, hem de fazlasıyla var’ beyanına katılmaktayız. Ancak İstanbul C.Başsavcılığı Dink cinayetine ilişkin soruşturmasını yürütürken örgütlü yapının yalnızca Trabzon’daki bir kısmını açığa çıkarabildi, etkili ve sonuç alıcı bir soruşturma yürütmedi. Cinayet soruşturmasını yürütürken Trabzon İl Jandarma Komutanlığı ile Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin Dink cinayetindeki sorumluluklarına dair önemli bulgulara ulaşmasına rağmen, soruşturmayı derinleştirmedi, görevlilerin ifadelerine dahi başvurmadı ve daha baştan bu görevlilerin eylemlerini ‘görevi ihmal ve görevi suistimal’ olarak nitelendirmeyi tercih ederek, bu kişiler hakkındaki soruşturmayı ayırarak, görevsizlik kararı verdi. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ile Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı görevlileri hakkında ise herhangi bir soruşturma başlatmadı. Bu tutum nedeni ile Trabzon ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri ile EGM İstihbarat Daire Başkanlığı görevlileri hakkında herhangi bir dava açılmadı, Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri hakkında ise TCK m.257 uyarında ‘görevi ihmal’ suçlaması ile dava açıldı.

Bu kişiler hakkında dava açılmadığı gibi, bu kişiler görevlerinden de alınmadılar daha da vahimi bu görevlilere Dink cinayetini soruşturma ve delilleri toplama yetkisi verildi. Bu kişiler cinayetteki sorumluluklarını açığa çıkaran delilleri yok ettikleri, gizledikleri gibi, Dink cinayetini işleyen örgütü de açığa çıkarmadılar. Dolayısı ile bugün ‘örgüt de var, delil de var’ diyen savcılılık makamı, Dink cinayetine iştirak eden kamu görevlileri hakkında dava açmayarak ve etkili bir soruşturma yürütmeyerek İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesi’nin bu kararı vermesine zemin yarattı. İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesi de iddianame ile çizilen çerçevenin dahi altında bir karar oluşturdu. Sonuç olarak beyanları ile birbirine eleştiren mahkeme ve savcılık makamı birlikte Dink cinayetine iştirak eden kamu görevlileri hakkında dava açılmaması, örgütlü yapının tamamının açığa çıkarılamaması ve son olarak da alınan bu kötü kararından ötürü müştereken sorumludurlar.”

 

Güncel Hukuk Dergisi Şubat 2012/2-98