Vicdani Reddin Sorgusu

Mahkemelerin objektif yargılama yaptıkları konusunda şüphelere neden olan bir diğer durum ise söz konusu olan yargılamaların firar suçu gibi Askeri Ceza Kanunu’nda yer alan suçlar kapsamında ele alınmasıdır. Yargı süjelerinin asker kişiler olmaları nedeniyle verilen kararların ne kadar tarafsız olduğu tartışmaya açıktır
Stj. Av. Rana Göksu

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Bayatyan v Ermenistan emsal kararından sonra vicdani ret hakkı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) düşünce, vicdan ve din özgürlüğünü güvence altına alan dokuzuncu maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken temel bir hak olarak kabul edildi. Böylece bireylerin dini, siyasi, felsefi veya insani kanaatleri nedeniyle askerlik hizmetini yerine getirmemeleri ve bu yönde vicdani itirazlarını beyan etmeleri vicdan özgürlüğü kapsamında sayılacaktır. Ne var ki bu durum, özellikle Avrupa ülkelerinde yasal düzenlemeler temelinde uygulama alanı bulabilirken Avrupa Konseyi üyesi olan ve Avrupa Birliği üyesi ülkelerden biri olabilme amacına yönelmiş olan Türkiye’de, mevcut yargılama ve uygulamalar Avrupa’daki örneklerin aksi yönündedir.

Anayasa’nın 90. maddesinin beşinci fıkrasına göre ve özellikle Bayatyan v Ermenistan Kararı ve Erçep v Türkiye Kararı’ndan sonra öncelikli olarak Türkiye’den beklenen; iç hukukta vicdani reddin bir hak olduğunu kabul etmesi ve bu hakkın kullanılabilmesi için elverişli bir ortam yaratmasıdır. (devamı Güncel Hukuk’ta) 

Güncel Hukuk, Ekim 2015