Taranta-Babu’ya Mektuplardan Roma Sözleşmesine Hukuk ve Meşruiyet

Ozan Erözden

Nazım Hikmet’i tüm ‘hukuku düvel’ (devletler hukuku) profesörlerini ve onların şahsında belki de tüm hukuk profesörlerini ‘kapkara cahil’ saymaya yönlendiren nedir? Bu soruya yanıt vermek için Taranta-Babu’nun ve ona mektuplar yazan kocasının, şairin kurgusundaki öykülerine bakmak gerekir. Taranta-Babu ve kocası Habeşistan’ın, şimdiki adıyla Etiyopya’nın, Galla (Oromo) halkındandır. Adam, Roma’da kaldığı kiralık tek göz odanın sahibesine söylediği üzere, İtalya’ya resim öğrenmeye gelir. Ancak, bu amacına erişemeden, 1935 Ağustos’unda bir gün, Mussolini polisi tarafından odasından alınıp götürülür. Odanın bir sonraki kiracısı, yatağın başucundaki komodinin gözünde, faşist rejim tarafından şimdi kurşuna dizilmiş o zavallının Taranta-Babu’ya bir yıl boyunca yazdığı ama postaya vermediği mektupları bulacak ve biz okurlara ulaştıracaktır.

Bu kurgusal öykünün arka planındaki gerçek tarihi olaylar ise şöyledir: İtalya’da darbe benzeri bir hareketle (Roma’ya Yürüyüş) 1922’de iktidara gelen Mussolini, kurduğu faşist yönetimin halk arasındaki desteğini artırmak için işgalci politikalara da başvurmaktan çekinmez. 1935 yılında İtalyan ordusu, İtalyan Somalisi (İtalya Krallığı’nın Afrika’daki sömürgesi) ile Etiyopya arasındaki bir sınır uyuşmazlığını bahane ederek Etiyopya Krallığı’na saldırır. 1936’ya dek sürecek savaşı tabii ki silahlı birlikleri sayı, silah, donanım vb. her konuda Etiyopya ordularına üstünlük sağlayan İtalya kazanır. Böylelikle, hiç sömürge yönetimi altına girmemiş tek Afrika devleti olan Etiyopya tarihinde ilk defa bağımsızlığını kaybeder… (devamı Güncel Hukuk’ta) 

Güncel Hukuk, Eylül 2015

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.