Türkiye İçin Bir Çözüm Önerisi: Organ Uyuşmazlığı Davası

Anayasamızda, hiçbir organın kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisini kullanamayacağı belirtilmiş, fakat devlet organlarının anayasal yetki uyuşmazlığı ile ilgili Anayasa’da bir başvuru yolu öngörülmemiştir

Yrd. Doç. Dr. Tevfik Sönmez Küçük
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Organ uyuşmazlığı davası, Anayasa Mahkemesi tarafından anayasal organların yetki alanlarına ilişkin ortaya çıkan ihtilafların çözüme kavuşturulduğu bir yargı yoludur. Bu başvuru yolu, mahiyeti gereği bir çekişmeli yargı örneği göstermektedir. Şöyle ki, bir tarafta, anayasal yetkilerinin başka bir anayasal organın eylem ve/veya işlemi ya da ihmali sonucunda ihlal edildiğini iddia eden başvurucu, diğer tarafta ise, başvuru konusunu gerçekleştirdiği ileri sürülen aleyhine başvuruda bulunulan taraf yer almaktadır. Taraf ehliyeti açısından her iki tarafın da bir anayasal organ olması zorunlu olup, karşılaştırmalı hukukta “anayasal organ” kavramı geniş yorumlanmaktadır. Gerçekten, anayasanın tüzel kişiliği olmadığına göre, anayasal organ ile kastedilen, Anayasa’da anılan kurumlardır. Bu başvuru yolunu kabul eden anayasalar (örn. Alman Anayasası md. 93/1, İtalyan Anayasası md. 134/2, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Anayasası md. 145) incelendiği zaman Cumhurbaşkanının, Bakanlar Kurulunun, Meclisin, Meclis Başkanının, meclis komisyonlarının, siyasi parti meclis gruplarının, milletvekillerinin ve hatta anayasal statülerinden kaynaklanan bir durumun varlığında siyasi partilerin1* dâhi taraf ehliyetine sahip olduğu görülür. Bu organlar, anayasal yetkilerine müdahale edildiğini öne sürerek belirli şartlar altında Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmektedir.
Bu bağlamda akla şöyle bir soru gelebilir: Peki, Anayasa Mahkemesi, başvuruyu haklı bulursa ne tür bir karar verecektir? Bu hususta anayasaların farklı düzenlemeler içerdiği ifade edilmelidir. (devamı Güncel Hukuk’ta)

  1. Bu konu ile ilgili Alman Anayasa Mahkemesi tarafından verilmiş bir karar için bkz. BVerfGE, 82, 322, http://www.servat.unibe.ch/dfr/bv082322.html, Son Erişim Tarihi: 18 Mart 2016, Rdnr. 40.

Güncel Hukuk, Mayıs 2016