AB- Türkiye İlişkileri: Vizesiz Avrupa Hayal mi?

Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinde sonun başlangıcını konunun uzmanı Cengiz Aktar’la konuştuk. Mülteciler, göç, Türkiye’de kalanlar, Avrupa’ya geçemeyenler ve Türkiye’ye verilecek olan paralar… Buna karşılık üzerinde mutabakata varılan 72 koşulun ne olduğunu ve Türkiye’yi nelerin beklediğini sorduk…

Fikret İlkiz

Fotoğraflar: Nihat Malçuk

Mart 2016’da yapılan görüşmeleri nasıl yorumlamalı?
Avrupa Birliği ve 7 Mart ve 17-18 Mart’ta da teyidi gelen müzakereleri ilgilendiren mesele, karar ne peki? Hiç. Sadece dostlar alışverişte görsün, “Ey Millet, Avrupa Birliği işi de yürüyor” demek amacıyla yapılmış fasarya bir ilişkidir. Amaç, ilk beş fasıl da açılsın şeklindeydi. 23 ve 24. fasıllar, “Adalet, Özgürlük, Güvenlik” ve “Yargı ve Temel Haklar”. Bizi, hukukçuları ve Türkiye’deki demokrasi savunucularını bire bir ilgilendiriyor. Bu fasıllar Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kendi başına, tek taraflı olarak bloke ettiği altı fasıldan ikisi. Bu veto kalkmadı ama mesele o değil. Türkiye’nin demokratikleşmek, normalleşmek, insan haklarına saygı duymak, yargı bağımsızlığını garanti altına almak için bu fasılları müzakere etmesine ihtiyaç mı var? Elini tutan mı var? Yap o zaman; ama yapmıyor. Kıbrıs Cumhuriyeti şu sırada KKTC ile müzakere ediyor ama tabii vetolarını kaldırmadılar. Çünkü bu onların elinde bir koz. Ona ileride bakarız dediler. Diğer Avrupa ülkeleri de buradaki insan hakları ve demokrasinin ne durumda olduğunu bildiği için ısrarcı olmadı. “Bu fasılları müzakereye açalım da Türkiye’yi demokratikleştirelim” olmayacak dua gibi… Sonunda, açıla açıla 33 numaralı fasıl açıldı. O da bir ülkenin üye olduğunda Avrupa Birliği bütçesine vereceği katkı payıyla alakalı. Yani tamamen fantastik, 2055 yılında gündeme gelebilecek bir konu. “Ekonomik ve Parasal Politika” faslı Aralık ayında açılmıştı ki o da Avro’yla alakalı. Türkiye’nin asla ilgili olmayacağı -çünkü olursa Yunanistan gibi olur- ortak para birimiyle ilgili fasıldı. Dolayısıyla burada bir irade falan yok; amaç halka AB ile de görüşüyoruz diyebilmek, o kadar. (devamı Güncel Hukuk’ta) 

Güncel Hukuk, Mayıs 2016