Alim’in Gidişi Alem’in Kayboluşu

 

Üniversiteden koparılan genç bilim insanları, en yararlı olacakları dönemde bilimden uzaklaştırılarak binlerce öğrenci ve gelecek kuşak nice olumlu gelişmeden yoksun bırakılıyor… Bu, alemin kayboluşudur…

Prof. Dr. Köksal Bayraktar

Evet, bu söz Mevlana’nındır ve bilim insanının ölümü ile ilgilidir, ama bunu günümüze de uyarlamamız mümkündür: Bilim insanının Üniversiteden koparılması ile öğrenciler ve bilim çevreleri, ondan yoksun kalır, pek çok birikim yok olur gider…
Önce bilim nedir? Bilim insanı kimdir? Bunlar üzerinde duralım. Ünlü İspanyol düşünür Ortega y Gasset’e göre, “… bilim yalnızca araştırmadır. Yani ortaya birtakım sorunlar atmak, onları çözümlemeye çalışmak ve bir çözüme ulaşmak… Araştırmak bir gerçeği ortaya çıkarmaktır ya da onun tersidir, yani bir şeyin yanlışlığını kanıtlamaktır… Bilim salt bir arayış ve yaratıcı çabadır… Bilim insanın yaptığı ve ürettiği en yüce uğraşlardan biridir, çünkü bilim yaratıcıdır, bilim insanı (kendini bilime adamış kişidir)”.1*
Nedense, Türkiye’miz bu sözleri pek sevmiyor. Cumhuriyet tarihimizde, 1930’larda Alman bilim insanlarına Türkiye’nin kucağını açması gibi bugün onurla anılan olaydan sonraki yıllar hep Üniversitelerin üzerine gidilmesi, bilim insanları ile uğraşılması, bilim yuvalarından ilişkilerinin kesilmesi ile geçti… 1940’lardan bu yana nice ünlü bilim insanının ülkemizden koparılışı, Üniversitelerden çıkarılmaları sonucu oldu. Prof. Dr. Muzaffer Şerif, Prof. Dr. Niyazi Berkes, Prof. Dr. Pertev Naili Boratav, Doç. Dr. Behice Boran 1945-1946 yılları arasında ilk Üniversite tasfiyesinde çıkarılan öğretim üyeleri oldular. Daha sonra bu bilim insanları, Amerika’da, Kanada’da, Fransa’da, Almanya’da, kısaca yabancı ülkelerde sosyal psikoloji, sosyoloji, folklor alanlarında dünya çapında eserler yarattılar, çevrelerini2*, bulundukları yerleri ışıklara boğdular. Bu ünlü kişiler Türkiye’de olabilselerdi, herhalde bambaşka kuşaklar yetişirdi.
1961’de Türkiye yeni bir sarsıntıyı derinden yaşadı. 27 Mayıs Hareketi içinde bulunmuş, ülkeyi ileri götürmeye çalışan bilim insanları, Üniversiteden çıkarıldı. Ord. Prof. Dr. Ferit Hakkı Saymen, Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya, Prof. Dr. İsmet Giritli tasfiye edildiler. 147 olayı böyle doğdu. İstanbul Üniversitesi, bu önemli ve seçkin kişilerden yoksun kaldı. Oysa, bir süre bu seçkin bilim insanları, Türkiye’nin yeni bir döneme adım atacağına sevinçle inanmışlardı… Üniversiteden ayrılışları bir atılımı engellemişti.
1981’de gene Üniversiteye yöneldi siyasal iktidar. Bu kez, 1402 Sayılı Sıkıyönetim Kanunu’na bağlı olarak 1402’likler olayı ortaya çıktı. Nice bilim insanı, yeniden, Üniversitelerden çıkarıldı… Prof. Dr. İdris Küçükömer, Prof. Dr. Sencer Divitçioğlu, Prof. Dr. Bülent Tanör gibi nice sosyal bilime ufuklar kazandırmış3* kişi Üniversitelerden koparıldı… Ayrılışları öğrencilerini, Üniversitelerini renksizliğe sürüklemişti…
Şimdi aynı çizgi devam ettiriliyor. Gazetelerden öğrendiğimize göre, üç yüz öğretim üyesinin Üniversiteleri ile ilişiği kesilmiş… Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve pek çok genç bilim insanı Üniversite dışında bırakılıyor. Gelenekselleşmiş yanlışlık sürdürülüyor…4* Bilimin bütün düşüncelere açık ve saygılı oluşu, çok yönlü araştırma ve çalışmalarla geleceğe yönelmesi niteliği unutuluyor… Ortega y Gasset’nin belirttiği gibi, bilim insanının, ancak araştırmalarla, çalışmalarla bilimi daha ileri götürdüğü; her incelemenin toplumun gelişmesine katkıları olduğu unutuluyor… Üniversiteden koparılan genç bilim insanları, en yararlı olacakları dönemde bilimden uzaklaştırılarak binlerce öğrenci ve gelecek kuşak nice olumlu gelişmeden yoksun bırakılıyor… Bu, alemin kayboluşudur…

1. Bkz ve kştz. Ortega Y. Gasset, Jose, Üniversite’nin Misyonu, Çev. Işık, Neyyire Gül, İs-tanbul, 1998, s. 53.
2. Bkz. Özkök, Ertuğrul, Üniversiteden Atılan O Büyük Hoca Bakın Kim? (Hürriyet Gazetesi, 10/2/2017).
3. Bkz. Atkaya, Kanat, Cübbe Üzerinde Postal İzleri, (Hürriyet Gazetesi, 12/2/2017).
4. Kirmanoğlu Hülya, Üniversitelerde Tasfiye (Cumhuriyet Gazetesi, 15/02/2017).

Güncel Hukuk, Mart 2017, s.159