Neden Yeni Anayasa?

Şu üç konunun Anayasa’da yer alması hukuken zorunluluk haline gelmiştir: Dinsel ayrımcılık, mahpusların seçme hakkı ve kültürel çoğulculuk

Yrd. Doç. Dr. Olgun Akbulut

Türkiye’de yeni anayasa arayışları 1982 Anayasası kadar eskidir. Yeni anayasayı konu alan bilimsel ve bilimsel olmayan toplantı, seminer, panel, konferans ve yayın sayısı tahmini bir rakam vermek için bile hafızayı zorluyor. Tartışmalar yeni anayasanın neredeyse her türlü derde deva olacağını iddia eden anayasa fetişizmine dahi varmış durumda. Bununla birlikte, yürürlükteki 1982 Anayasası’nda önemli değişiklikler de oldu. Özellikle 1995, 2001, 2004 ve 2010 değişiklikleri ile anayasanın orijinal metninden epeyce uzaklaşıldığını söylemek mümkün.
Buna rağmen neden yeni bir anayasa sorusuna siyasi bakışa ve varılmak istenen siyasi hedefe göre çok farklı cevaplar verildiğini görüyoruz. Bu da 2011 yılında kurulan ve iki yıl kadar çalışan TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda bütün çabalara rağmen uzlaşmaya varmasına engel olmuştu.
TBMM içi ve dışında siyaset yapan siyasi partilerin ve konuya ilgi duyan sivil toplum örgütlerinin yeni anayasadan beklentilerine dair raporlara TBMM’nin web sayfasından ulaşmak mümkün (https://anayasa.tbmm.gov.tr/). Yeni anayasa mı, yoksa anayasada yenilik veya anayasa değişikliği mi sorusu da yeterince tartışılmış bulunuyor. Bu nedenle, bana ayrılan sayfalarda okurun dikkatini artık Anayasa’da yer alması hukuken zorunluluk haline gelmiş olan üç konuya çekmek isterim. Bu konular sırasıyla Dinsel Ayrımcılık, Mahpusların Seçme Hakkı ve Kültürel Çoğulculuk konularıdır. (devamı Güncel Hukuk’ta)

Güncel Hukuk, Şubat 2016