Yargı Einstein’i Dinleseydi

İçinde insan yazan hiç bir belge, yükümlülük azaltmanın zıvanadan çıkmasını kabul etmemektedir.

Hilmi Şeker / Yargıç

Yedi kent, 20 ilçede 56 kez, 260 gün süren ve 136 kişinin yaşamına kast eden, kamu hizmetlerini durduran, halkı göçe zorlayan silahlara altın çağını yaşatan, nerede, ne zaman duracağı belirsiz ahvalin, sıradan bir asayiş sorunu olmadığı aşikardır. Medya üstünü örtse de, almaşık iletişimin eşeleyerek açığa çıkardığı tablo, ülkenin yarısını etkisine alan bir olağanüstü halin belirtileriyle örtüşmektedir.

Sokağa Çıkma Yasağı Meclis’ten Rol Çaldı

Olağanüstü hale karar verme yetkisi Hükümet’e, uygulanabilmesi Meclis’in onayına bağlıdır. Meclis’in, ağır bu kararın gerekli ve zorunlu olup olmadığını, hangi hakları, askıya alacağını, ne zamana kadar süreceğini, uygulamanın nasıl denetleneceğini, yasağın topluma duyurulup duyurulamayacağını denetlemekle ödevlidir. Bu, yurttaş, toplum ve kamusal alanın önünü görebilmesi ve yarınını planlaması için zorunludur. Olağanüstü hali sokağa çıkma yasağıyla peçelemek, Meclis’i baypas etmek, usul ve süreçleri dolanmak, yıkımı sorunsuz olarak gerçekleştirmek, ibralaşmaktan kaçınmak ve mülki amirleri günah keçisi ilan etmek içindir. Atfı cürüm Adem’in ilk işi, bürokrat, korsan yasağının vebalini sineye çeken günah keçisi, sorumlulara Araf ve Sırat’ta refakat eden güncel Havva’dır.

Yasak Yegane Seçenek Değildi

Sokağa çıkma yasağı başvurulacak nihai seçenek değildi. Gerekli ve zorunlu olduğunun tartışılmasına fırsat verilmeden oldubittiye getirildi. Uluslararası normlar, devletin yükümlülük azaltmasından evvel, tüm seçeneklerin tüketildiği, başkaca seçeneğinin olmadığını konusunda birey, toplum ve kamuyu ikna etmekle ödevlidir. Sınır ötesi tecrübe, olağanüstü halin sebeplerini ortadan kaldıracak bilimum seçenekleri ahlaki ödev olarak telakki eder. Herkesi insanı yaşatmak için olağanüstü çaba sarf etmeye zorlar. Yasağa kefil gerekçeler, tedbirden önceki kategorilerin denendiğini, konuşmanın anlamını yitirdiğini, diyalog ve diyalektiğin işlevsiz kaldığını ve geriye denenmesi gereken almaşığın bulunmadığı konusunu izahtan vareste tutmuştur.
Güvenlik ve istihbarat politikaların burgacına giren yükümlülük azaltma talebi, özellik geliştirmektedir. Ölünün adli tahkikat ve kuşkuyla ibralaşması, yaşamla helalleşmesi önlenmekte, naaşlar ölümün şekli ve gerçekleştiği koşulları kanıtlamakla ödevli şüpheliye tevdii edilmekte, kuşa kurda yem olmayı bekleyen Polyneikes’ler sınır ötesi hukuktan bir karış toprak talep edilir hale getirilmektedir.
El Salvador, Güney Afrika, Ortadoğu’ya ilişkin Oslo’da, Mozambik, Endonezya Aceh, Sri Lanka Kolombiya, ETA, Nepal’de (Teröristlerle Konuşmak, Powell, Aykırı, 2015, 28) benzer meselelerde izlenen yöntemlerin tartışılıp tartışılmadığı konusu gizemini korumaktadır. Sorunun şiddette ısrar eden üniter çözümlere ciro edilmesi demokrasi, hak ve özgürlüklerin ciddi bir kaybıdır. (devamı Güncel Hukuk’ta) 

Güncel Hukuk, Şubat 2016