ATATÜRK’ÜN CUMHURİYET HALK PARTİSİ’NE VASİYET ETTİĞİ İŞ BANKASI HİSSELERİ HAZİNE’YE DEVREDİLEBİLİR Mİ?

Av. Şahin Mengü yazdı: Vasiyetin iptali Anayasamıza ve yasalarımıza aykırılığının yanında Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek Protokol No 1 ile mülkiyetin korunması hakkındaki güvenceye aykırıdır.

Ulu Önder Atatürk’ün 5.9.1938 tarihinde para ve hisse senetleri ile Çankaya’daki taşınır ve taşınmazlarını Cumhuriyet Halk Partisi’ne terk ve vasiyet ettiğini açıkladıktan sonra para ve hisse senetlerinin eskisi gibi İş Bankası tarafından nemalandırılmasını, yıllık kârdan bazı gerçek kişilere belli miktarların verilmesini ve geriye kalanın da yarı yarıya olmak üzere Türk Dil ve Tarih kurumlarına tahsis edilmesini son arzuları olarak belirlemiştir.

Ancak Ulu Önder’in kurucusu, üyesi, ebedi şefi olduğu Cumhuriyet Halk Partisi’ne kin ve nefret duyanlar; yıllardan beri bu vasiyetle partiye verilen bütün hakları geri almaya çalışırlar.

Bu ilk defa Demokrat Parti tarafından 14.12.1953 günlü ve 6195 sayılı Yasa ile bu vasiyetle verilen haklar geri almak istenmiş ve 1961 Anayasası’nın yürürlüğe girmesiyle kurulan Anayasa Mahkemesi’nin 1963/124 Esas ve 1963/243 Karar sayılı 11.10.1963 tarihli kararıyla 6195 sayılı Yasa iptal edilmiştir.

Bundan sonra 12 Eylül Darbesi sonrasında; önce siyasi parti faaliyetleri yasaklanmışsa da bundan bir yıl sonra 16 Ekim 1981 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi darbe yönetimine yardımcı olmadıkları ve birtakım siyasi faaliyetlerde bulundukları gerekçesiyle temelli kapatılmıştır.

18 Ekim 1981 tarihli 17486 sayılı Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan Siyasi Partilerin Feshine Dair 16.10.1981 tarih ve 2533 sayılı Yasa ile diğer partilerle beraber Cumhuriyet Halk Partisi de kapatılırken aynı Yasanın 3. Maddesi’nde; “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kurucusu Atatürk’ün düzenlediği vasiyetnameye göre, maliki olduğu bütün parası ve hisse senetleriyle Çankaya’daki taşınır ve taşınmaz mallarının, o tarihte mevcut tek parti olan Cumhuriyet Halk Partisi’ne belirttiği şartlarla tevdi ettiği idaresi görevi, bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren vasiyetname uyarınca tam ve noksansız olarak Devlet Başkanlığı Genel Sekreterliği’nce ifa olunur.” denilerek Ulu Önder Atatürk’ün vasiyeti gene Anayasamızda yasaklanmış olmasına rağmen müsadereye tabi kılınmıştır.

Cumhuriyet Halk Partisi 19.06.1992 tarih ve 3821 sayılı Yasa ile 9 Eylül 1992 tarihinde tekrar açılmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi, bu Yasa’nın 2. Maddesi’ne dayanarak 12 Eylül askeri rejim tarafından el konulmuş olan bütün varlıklarına yeniden sahip oldu.

Dolayısıyla günümüzde 2019 yılında tekrar yapılmak istenen Anayasamızın “XII Mülkiyet Hakkı” başlıklı 35. Maddesi’nde ifadesini bulan “Herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz” hükmüne açıkça aykırı olacaktır.

Anayasamızın bu maddesi ile Yasa koyucu mülkiyet ve miras haklarının kullanımını, özüne dokunmamak kayıt ve şartıyla, ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlayabilir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu konudaki yetkisi sınırlıdır. Sadece ve sadece çıkartılması düşünülen yasanın yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşecek mülkiyet kazanımlarına ve miras haklarına kamu yararı amacıyla sınılama getirebilir.

Anayasamız ve yasalarımız kanunla mülkiyet ve miras haklarına tasallut edilemeyeceğine amirdir.

Bu hukuki durum karşısında yasa ile vasiyetname değiştirilemez.

Yüce Atatürk’ün vasiyetinin iptali veya değiştirilmesi bir yasa meselesi olamaz. Böyle bir uygulama Anayasamızın “XI Egemenlik” başlıklı 6. Maddesi’ne aykırı olur. Zira “egemenlik”, yetkili organlar eliyle kullanılır.

Bir vasiyetnamenin iptali, taraf olan ilgililerin itirazıyla ve ancak mahkeme kararı ile mümkün olabilir.

Gerek Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda sözünü ettiğimiz kararında ve gerekse derecattan geçerek Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 1970/5509 E 1970/6637 K sayılı kararların hiçbirinde vasiyetin ve vasiyetnamenin geçersiz olduğu hüküm altına alınmamıştır.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yapmak istediği Atatürk’ün vasiyetini iptal etmektir. Bunu bir yasa ile yapmak istemesinin nedeni de iptal davası açma süresinin geçmiş olmasıdır; Cumhuriyet Halk Partisi aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi Medeni Kanun’un 559. Maddesi’nin 1. Fıkrası’nda açıkça belirtildiği üzere 10 yıllık zaman aşımına tabidir; bu süre de geçmiştir. Yüce Atatürk 5.9.1938 tarihli vasiyetnamesi ile sahibi bulunduğu bütün para ve hisse senetleri ile Çankaya’daki taşınır ve taşınmazlarını Cumhuriyet Halk Partisi’ne terk ve vasiyet ettiğini açıkladıktan sonra, para ve hisse senetlerinin eskisi gibi İş Bankası tarafından nemalandırılmasını, yıllık kârdan bazı gerçek kişilere belli miktarların verilmesini ve geriye kalanın da yarı yarıya olmak üzere Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’na tahsis edilmesini son arzuları olarak belirtmiştir.

Vasiyetnamede isimleri zikredilen gerçek kişilerin hiçbirisi artık hayatta değildir. Bu nedenle vasiyetin hayatiyetini koruyan tek hükmü; İş Bankası hisselerinin Cumhuriyet Halk Partisi’ne vasiyetini düzenleyen hükmüdür.

İşte, çıkartılmak istenen kanunla bu hisselerin Hazine’ye devri çabası vasiyeti tamamıyla iptal anlamına gelmektedir.

Vasiyetin iptali Anayasamıza ve yasalarımıza aykırılığının yanında Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek Protokol No 1 ile mülkiyetin korunması hakkındaki güvenceye aykırıdır.

Çıkartılacak bir yasa ile Cumhuriyet Halk Partisi’ne vasiyet edilmiş İş Bankası hisselerinin Hazine’ye aktarımı; Anayasa ve yasalar aykırıdır. Aksine tutum ve davranışlar “hukuku istediğim gibi çiğnerim” demektir. Böyle bir uygulamanın demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinde bırakın yapılmasını düşünülmesi dahi abesle iştigaldir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.