Dokunulan Dokunulmazlık

İçinde yaşadığımız günlerin dev ve ağır sorunları karşısında dokunulmazlıklarla ilgilenilmesi bir siyaset güçsüzlüğü değil midir?

Prof. Dr. Köksal Bayraktar

Bugünlerin sorunlarından birini yasama dokunulmazlığı oluşturuyor. Anayasa’nın 83. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesini yürürlükten kaldırma amacını taşıyan tasarı ile ilgili partiler arası ön görüşmelerden, kimi siyasal partilerin beklenmedik desteklerinden sonra hazırlanan tasarı, TBMM Anayasa Kurulu’na sunuldu. Bundan sonra kurul üyesi milletvekillerinin kıyasıya kavgaları (yumruk, tokat, tekme atma gibi…) bütün toplum tarafından televizyonlardan seyredildi.
Yasama dokunulmazlığı, mutlak ve geçici olarak ikiye ayrılmaktadır. Bugün kimi Anayasa hukukçuları mutlak dokunulmazlığı sorumsuzluk; geçici dokunulmazlığı ise sadece dokunulmazlık olarak adlandırmaktadırlar.
Anayasa’nın 83. maddesi, her iki dokunulmazlığı ayrı ayrı fıkralarında düzenlemektedir. Maddenin ilk fıkrasında mutlak dokunulmazlık ya da sorumsuzluk, “Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerden, ileri sürülen düşüncelerden ve bunları Meclis dışında tekrarlamaktan sorumlu tutulmama” olarak tanımlamıştır.
Tasarı ile Anayasa’nın 83. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi hükmünün uygulanamayacağı belirtilmiştir. Bu hüküm şu şekildedir: “Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilmez, tutuklanmaz ve yargılanamaz.”
Bu hüküm yerine Tasarı ile şu hüküm getirilmektedir:
“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte; soruşturmaya veya soruşturma ya da kovuşturma izni vermeye yetkili mercilerden, Cumhuriyet Başsavcılıklarından ve Mahkemelerden, Adalet Bakanlığına, Başbakanlığa, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına veya Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Başkanlığına intikal etmiş yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dosyaları bulunan milletvekilleri hakkında, bu dosyalar bakımından, Anayasa’nın 83. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi hükmü uygulanamaz.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on beş gün içinde; Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Başkanlığında, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığında, Başbakanlıkta ve Adalet Bakanlığında bulunan yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dosyalar, gereğinin yapılması amacıyla, yetkili merciine iade edilir.”
Böylece, tasarı ile getirilmek istenen koşullardaki milletvekillerinin geçici dokunulmazlıkları ortadan kaldırılmaktadır.
Bu değişikliğin önemli sonuçları olacaktır. Şöyle ki:
1) Geçici dokunulmazlığın amacı olan, milletvekilinin görevini hiçbir baskı altında kalmaksızın ve siyasal iktidarın etkisinde olmaksızın kesintisizce ve özgürce yerine getirmesi ilkesi yok edilmektedir.
2) Kimi milletvekillerini öngören bu değişiklik, bir bölüm milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırıp diğerlerini kaldırmazken eşitliğe aykırı bir düzenleme getirmektedir.
3) Anayasa kurallarının genel, soyut ve nesnel olması ilkesi, sadece belirli milletvekillerinin özel, somut ve kişisel durumlarını öngörmekle, Anayasa’nın genel yapısına aykırı bir nitelik taşımaktadır
4) Değişiklik ile Anayasa’nın 83. maddesi ikinci fıkrasının birinci cümlesinin yürürlüğe girecek geçici 20. maddesi hükmü ile yine 83. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları arasında tutarsızlıklar bulunmakta; maddenin son fıkrası da örtülü olarak yürürlük değerini kaybetmektedir.
5) Getirilen bu değişiklik Anayasa’nın 85. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesine başvurma olanağı ortadan kaldırmaktadır.
6) Tasarı ile TBMM dokunulmazlıkla yetki ve görevlerini “yetkili mercie” devretmektedir. Bu durum yasamanın, yargı ve idare karşısında sınırlı ve kısıtlı olmasını sonuçlayacaktır.

İçinde yaşadığımız günlerin dev ve ağır sorunları karşısında dokunulmazlıklarla ilgilenilmesi bir siyaset güçsüzlüğü değil midir?

* Bu yazının yazıldığı gün Tasarı, 20 Mayıs 2016 tarihli TBMM’nin Genel Kurulu’nda 140 “hayır” oyuna karşı 376 “evet” oyuyla kabul edilmiştir.

Güncel Hukuk, Haziran 2016