Kişi Güvenliği Karşısında Polisin Yetkileri


Altı polisin çembere aldığı otomobildeki gençlerin otomobili daha da süratli kullanarak kaçmaya çalışmaları hemen ateş etmeyi gerektirir mi? Otomobili durdurmanın başka bir çaresi yok mudur?

Prof. Dr. Köksal Bayraktar

Geçtiğimiz günlerde, Anayasa değişikliğinden çok, ülkenin ve rejimin geleceği, Cumhuriyetin devamlılığı gibi kavramların çatışması şeklinde geçen siyasi faaliyetlerin yoğunluğu içinde gazetelerde yer alan bir haber kamuoyunun fazla ilgisini çekmedi. Oysa bu haber iki gencin hayatını kaybetmesi gibi önemli bir olayla ilgili idi. Polisin ateşi ile hayatlarını kaybeden gençlerle beraber aileler de yıkılıp gitmişti…
Beş genç, babalarından gizlice aldıkları bir otomobille önce ormanlık bir yerde eğlenmişler, evlerine dönerken polisin müdahalesi ile şaşkınlığa uğramışlar ve otomobili kullanan gencin ehliyeti olmadığı için hızını artırması üzerine polisler kendilerine ateş etmişti…1* Bunun sonucunda da gençlerden ikisi hayatlarını kaybetmişti… Her ikisi de lise öğrencisi olan gençlerin bu şekilde hayattan kopmaları polisin yetkilerinin yeniden gözden geçirilmesi gerekliliğini gündeme getirmektedir. Bunun da ötesinde olayın oluş biçimi bu gerekliliği daha da artırmaktadır: Altı polisin çembere aldığı otomobildeki gençlerin otomobili daha da süratli kullanarak kaçmaya çalışmaları hemen ateş etmeyi gerektirir mi? Otomobili durdurmanın başka bir çaresi yok mudur?
Polis Vazife ve Salahiyetleri Hakkındaki Kanun (PVSK) incelendiğinde polisin silah kullanma yetkisi ile ilgili 16. madde ile karşılaşılmaktadır. Bu maddede aynen şöyle denilmektedir:
“Kendisine veya başkalarına, iş yerlerine, konutlara, kamu binalarına, okullara, yurtlara, ibadethanelere, araçlara ve kişilerin tek tek veya toplu halde bulunduğu açık veya kapalı alanlara molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüs edenlere karşı, saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde, silah kullanmaya yetkilidir.”
Aynı maddede polisin silah kullanmadan önce şüpheli kişiye duyabileceği şekilde “dur” çağrısında bulunması gerekliliği ortaya konulduktan sonra silah kullanmanın nasıl olabileceği yönünde ayrıntılı kural ortaya konulmaktadır.
Buna göre: “Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir.”
Görüldüğü gibi polisin silah kullanabilmesi ayrıntılı olarak düzenlenmiş ve bunun ancak zorunlu durumlarda olabileceği belirtilmiştir. Gerçekten saldırganların yaralayıcı, boğucu, yakıcı silahlarla polise saldırıda bulunmaları halinde etkili olacak şekilde silah kullanabileceği açıklanmıştır. Bu durumda dahi polisin “dur” çağrısında bulunma zorunluluğundan söz edilmiş ve ondan sonra polise karşı gelenlerin ele geçirilmesi amacı belirtilmiştir.
Polis gerçekten toplumu korumak, güvenliği sağlamak, barışı gerçekleştirmek için pek çok önleyici hareketlerde bulunabilmektedir. Bu hareketlerin belirgin özelliği önleyici nitelik taşımalarıdır. PVSK’nın 16. maddesi polisin silah kullanabilmesi gibi tamamen istisnai bir durumu düzenlemektedir. Polisin silah kullanmadan, zora başvurmadan önleyici hareketlerde bulunabilmesi pekala mümkündür. Yeter ki, poliste toplum ve insan sevgisi bulunsun. Her olayın koşullarına göre, polis iletişim ve ulaşım araçlarını kullanarak, toplum düzenini bozucu eylemleri izleyebilir ve önleyebilir. Silah kullanma başvurulacak ilk eylem değildir.
Dönmezer, yıllarca önce bu konuda şunları söylemişti:
“Ülkede kolluğun, görevini yerine getirmede hem enerjik olması ve hem de insan haklarına titiz biçimde sahip çıkması sağlanmalıdır. Gerektiğinde, kanun hükümleri, adli uygulamalar veya diğer nedenlerle, enerjik biçimde hareket etmek hususunda duraksamalar içerisine düşen bir kolluk, kamu düzeninin koruyucusu olamayacağı gibi fiilen insan haklarının geçerliliğini kaybetmesine ve toplumda kanuna karşı gelenlerin egemen olmasına neden olur. Bu nedenle kolluk mensuplarının eğitimi, demokrasinin gelişmesi bakımından, “olmazsa olmaz” temel koşuldur.”2*

1. Bkz. Zehra Özdilek, OHAL Deyip İşin İçinden Çıkacaklar, Cumhuriyet Gazetesi, 16/04/2017; Fırat Alkoç – İsmail Saymaz, Durmadılar, Öldüler, Hürriyet Gazetesi, 16/04/2017.
2. Sulhi Dönmezer, Kolluğun Zor Kullanma Yetkisi ve İnsan Hakları, Kolluğun Silah Kullanma Yetkisi (Türk Ceza H. Derneği Yayını), İst. 2005, syf. 25.

Güncel Hukuk Dergisi Mayıs 2017, s.161