Kitap ve Silah

Silah, eski ve yeni ceza kanunlarında belirlenmiş ve tanımlanmışsa da, olayların ağırlığına ve öne-mine göre kavramın uygulanma alanı sürekli genişletilmektedir

Prof. Dr. Köksal Bayraktar

Geçen ay gazetelerde ilginç bir haber vardı: Bir okulda, öğretmen, yaramazlık yapan çocuğun yü-züne kitapla vurmuş, çocuğun gözaltı torbası biraz yarılmış, dikiş atılmış ya da çocuk sırasından yere doğru eğilince kitap yüzüne gelmiş ve yaralanmış…1* İddia makamı olayda kitabı silah saymış ve iddianamesini böyle düzenlemiş…Silah, Türk hukukunda, üzerinde önemle durulan bir kavramdır. Bununla ilgili, “Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkında Kanun” olduğu gibi TCK 6/1-f’de bir tanım verilmiştir.2* Bu tanıma göre, “…ateşli silahlar, patlayıcı maddeler, saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet, saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler…” silahtır.6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun, silahı çeşitli yönlerden ve ayrıntılı olarak düzenlemektedir. Kanunda 16 madde, 12 ek madde, 9 geçici madde, 3 ek geçici madde bulunmaktadır; bugüne kadar 19 kez değişikliklere uğramıştır. İlk maddede, ateşli silahlarla mermilerin ve bıçaklarla salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletlerin memlekete sokulmasının, üretilmesinin, satılmasının, satın alınmasının, taşınmasının veya bulundurulmasının bu kanuna tabi olacağı belirtilmektedir. Bu nedenle, ateşli silahlarla ilgili bütün düzenleyici ve yasaklayıcı işlemler bu kanunun hükümleri içerisinde yer almaktadır.Ayrıca 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununun bazı maddelerinde silah kavramı genişle-tilmektedir. Örneğin 6638 sayılı ve 27/03/2015 tarihli Değişiklik Kanununda molotof kokteyli olarak adlandırılan kimyasal karışım ile havai fişek, zincir silah kavramı içinde ele alınmıştır.Bu çerçevede şu soru akla gelebilmektedir: Özel Ceza Kanunlarında ayrıntılı ve geniş boyutlarla düzenlenmiş silah kavramına ayrıca TCK.’da yer verilmesi uygun mudur? Bu soruya olumlu ve olumsuz yanıt verilebilir: Denilebilir ki, silah gerek TCK’da şimdi ve gerekse geçmişte hep bu Ceza Kanununda yer almıştır, güncel yaşayış içinde korku, tedirginlik yaratan bir araçtır, TCK’da öngörülmemesi kanunda boşluk doğuracaktır. Buna karşı silahın bütün yönleri ile özel kanunlarda düzenlendiği, dolayısıyla bir suç silahla işlendiğinde özel kanunlara başvurulabileceği ileri sürülebilir.Tartışmayı bir kenara bırakarak silaha ilişkin bir saptamada bulunmak gerekmektedir. Silah, eski ve yeni ceza kanunlarında belirlenmiş ve tanımlanmışsa da, olayların ağırlığına ve önemine göre kav-ramın uygulanma alanı sürekli genişletilmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunda 1934’te başlayan bu akım bugün de sürmektedir. Bu yazının başlığı tamamen bu konu ile ilgilidir.Kitap silah olabilir mi? İnsanı bilgilendiren, oluşturan, geliştiren; okuyucuyu kültür, düşünce, ede-biyat dünyası ile buluşturan, kitap, silah olarak kabul edilebilir mi? Kısaca birey olmanın en önemli ve etkili yöntemi bilgilenmedeki temel unsur olan kitap silahla bir tutulabilir mi? Kitabın taşıdığı bu nitelikler karşısında silahla ilgili olumsuz yönleri ayrı ayrı sıralamak gerekirse, silah insana zarar veren, insanı yok etmeye kadar varan bir süreçte kullanılan çok önemli bir unsurdur. Bu açıdan ki-tabın silah olarak öngörülmesi, birbirlerine karşıt iki kavramın birleşmesi anlamını taşımaktadır.Bu durum, TCK.6/1-f.’de yer alan tanımın gözden geçirilmesi ve kapsamının dar tutulması yönün-deki bir yaklaşımı gerekli kılmaktadır.

1. Bkz. Burcu Purtul Uçar, Savcılık dikiş attıran kitabı silah saydı, Hürriyet Gazetesi, 09/10/2017

2. Önceki TCK. 189. maddede de benzer bir tanım verilmişti. Madde şu şekilde idi: Ceza tayininde Ka-nunun şiddet sebebi sayarak bildirdiği silah tabirinden maksat; 1. Ateşli silahlar;2. Patlayıcı maddeler;3. Tecavüz ve müdafaada kullanılan her türlü kesici, delici veya bereleyici aletler;4. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler ve boğucu, kör edici gazlardır.” Bkz. Ahmet Danışman, Türk Ceza Kanunu, Ankara 1998, s. 160.