Ölüm Cezası Tarihin Çöplüğünden Çıkarılmamalıdır

Türkiye ölüm cezasını 2002’de kaldırmış, Anayasa’nın ilgili maddesini değiştirmiş, Yeni Türk Ceza TCK’da buna yer vermemiş ve ölüm cezasını reddeden AİHS ile bunun 6 No.lu Protokolü’nü kabul etmişti

Prof. Dr. Köksal Bayraktar

Seçimlerden hemen sonra, siyaset dünyasında, eski bir konu yeniden ısıtılıp kamuoyunun önüne konuldu. Bir milletvekili, ölüm cezasının yeniden yürürlüğü için yasa önerisi hazırlandığını, terör suçları ile cinsel saldırılar için bu cezanın uygulanacağını açıkladığı gibi, Sn. Cumhurbaşkanı da tasarıyı TBMM’den geçtiğinde onayacağını belirtti. Böylece ağır suçların işlenmesinden sonra açığa vurulan bir görüş tekrarlandı.
Oysa Türkiye ölüm cezasını 2002’de kaldırmış, Anayasa’nın ilgili maddesini değiştirmiş, Yeni Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) buna yer vermemiş ve ölüm cezasını reddeden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile bunun 6 No.lu Protokolü’nü kabul etmişti.
Ölüm cezası, bir yüzyıldan bu yana insanlığın kabul etmediği ve bunu uluslararası sözleşmelerde bildirdiği cezaların başlıcalarından biri… AİHS’nin 2. maddesinde yaşam hakkı ve 3. maddesinde işkence ve insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağı ve Sözleşme’ye Ek 6 No.lu Protokol’ün 1. maddesinde ölüm cezasının kaldırılması ileri sürüldüğü gibi Birleşmiş Milletler Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 2 No.lu Protokolü’nde de aynı ilke açıklanmıştır.1* Bu gibi uluslararası çalışmalar sonucunda bugün 106 ülkede ölüm cezası bulunmuyor, ölüm cezasının bulunduğu 29 ülkede de en az 10 yıldır bu ceza uygulanmıyor.2*
Cezanın reddedilişinin en önemli nedeni çağımızda insanın en önemli değer oluşudur… Siyasal iktidarların ve toplumsal yaşayışın amaçlarının başta geleni insandır. En büyük değerin, amaç olarak önde gelen insanın, birtakım gerekçelerle feda edilmesi yüzyılımızın temel anlayışının inkarı olmaktadır. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Al Nashiri/Polonya kararında belirttiği gibi ölüm cezası işkence ve insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağına, özgürlük ve güvenlik hakkına, özel hayata ve aile hayatına saygıya, adil yargılanma hakkına da aykırıdır…3*
Son yıllarda, bu gibi aykırılıklara, kişinin “ölüm koridoru olgusu” yaşaması da eklenmiştir. Ölüm cezasına mahkum edilen kişilerin infaz edilmeyi beklerken uğradıkları aşırı stres ve psikolojik travmanın bir işkence ve aşağılayıcı muamele olduğu AİHM’nin Soering/Birleşik Krallık, Einhorn/Fransa, Demir/Türkiye kararlarında belirtilmiştir.4*
Durum böyle olmasına rağmen, ülkemizin ve insanımızın hak ve özgürlüklerini geriye götürücü siyasal ve hukuki çırpınışlar olumsuz olaylar yaratacaktır. Hukuk düzeninin yoğun tartışmaların, eleştirilerin konusu olduğu günümüzde ölüm cezasının yürürlüğü toplumsal yaşayışı ve bireysel davranışları temelden etkileyecektir. Hukuk, yargı eleştirilerin odağı olacaktır. Yargının işleyişinde ortaya çıkabilecek hatalar, olayların gelişmesinde çözümlenemeyen noktalar ve insanın feda edilmesi, yanıtlanamayacak sorunları, konuları oluşturacaktır. Tıpkı bugün geçmişle yüz yüze geldiğimizde karşılaştığımız olaylar (dramlar) gibi…

1. https//www.bbc.com
2. Bkz. https//www.dw.com.tr; https//www.bbc.com
3. Bkz. T.C. Dışişleri Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü İnsan Hakları Daire Başkanlığı yayını, Ankara, 2015.
4. Bkz. Dipnot 3’teki aynı yayın.