Üniversitelerdeki Durum

Özgürlük, bağımsızlık, özerklik üniversitenin “olmazsa olmaz” koşulları ve ana ilkeleridir

Prof. Dr. Köksal Bayraktar
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

Türkiye’de, çok ağır siyasal eylemlerden sonra (buna harekât, ihtilâl, darbe, kalkışma da deniliyor) üniversiteye dönüldüğü ve bilim insanlarının içinde yer aldıkları kurumlardan çıkarıldıkları görülüyor. Son elli yılda bu durumun örnekleriyle karşılaşılmıştır: 147’ler olayı, 1402’likler olayı ve nihayet son aylarda rastlanan durum.
27 Mayıs 1960 Harekâtını (buna yıllarca inkılap da denildi) gerçekleştirenler, hazırlanma sürecinde üniversite öğretim üyeleri ile yakın ilişkiler içinde olmalarına rağmen sonraki aylarda üniversiteden pek çok öğretim üyesinin çıkarılmasını kararlaştırdılar. O tarihlerde sayısı pek az olan üniversiteler 147’ler olayı ile çok kan kaybetti ve çok değerli öğretim üyeleri üniversite dışında kaldılar.
12 Eylül’de bu eylem tekrarlandı ve yürürlükteki 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu uygulanarak pek çok öğretim üyesi üniversiteden çıkarıldı. 1983’te 80 öğretim üyesi üniversiteden atılmış, 400 civarında öğretim üyesi de güvenlik soruşturması alamama, görev süresi uzatılamama gibi nedenlerle üniversitelerden uzaklaştırılmış, yaklaşık 60 akademisyen de bu durumu protesto için istifa etmişti.1*
15 Temmuz’dan sonra da aynı durum ve uygulamayla karşılaşılmaktadır.
“Devlet ve Vakıf Üniversitelerimizde toplam 5 bin 247 akademik personele ilişkin işlem başlatılmış, bunlardan toplam 4 bin 225 kişi hakkında görevden uzaklaştırma kararı alınmıştır.
Devlet ve Vakıf Üniversitelerimizde 1545 idari personele ilişkin işlem başlatılmış, 1117 personel hakkında görevden uzaklaştırma kararı alınmıştır.
Devlet ve Vakıf Üniversitelerimizde 6 bin 792 akademik ve idari personel hakkında işlem başlatılmış, 5 bin 342 personel hakkında görevden uzaklaştırma kararı alınmıştır.”2*
Bu görünüme, el konulan, kapatılan vakıf üniversitelerini de eklediğimizde ağır ve eleştirilebilecek durum ortaya çıkabilmektedir.
Oysa üniversiteler bilim kuruluşları olmakla ancak bağımsız ve özerk oldukları ölçüde ileri gidebilirler. Bu nitelikteki üniversitelerde bilim ortamı gelişebilir. Bu kurumlar, her şeyin özgürce, korkusuzca söylendiği, öğretildiği, eleştirildiği, tartışıldığı kuruluşlardır. Özgürlük, bağımsızlık, özerklik üniversitenin “olmazsa olmaz” koşulları ve ana ilkeleridir.
Üniversitenin özerkliğini ve bağımsızlığını anlatan sembol olayı genç kuşaklar bilmezler. Bu olayı hatırlamakta ve hatırlatmakta fayda vardır.
Nisan 1960 tarihinde üniversiteye giren polisleri gören dönemin rektörü Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar, “Üniversite bağımsızdır, özerktir. Polis buraya giremez.” şeklinde sözlerle üniversiteyi Gençlik Anıtının önünde polisle çatışarak koruma çabasına girince yere itilerek yaralanmıştı.
Bu olayın temel düşüncesi maalesef mazide kaldı.
1961 Anayasası’nın 21. maddesinde herkesin bilim ve sanatı serbestçe öğrenme, öğretme, açıklama, yayma ve bu alanda her türlü araştırma yapma hakkına sahip olduğu belirtildikten sonra 120. maddesinde de “Üniversiteler bilimsel ve idari özelliğe ve kamu özerkliğine sahip kamu tüzel kişileridir.” denilmektedir.
Benzer ilkeler 1982 Anayasası’nın 27/1. maddesinde ve 130/4. maddesinin birinci cümlesinde de yer almaktadır. Buna göre:
“Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.”
“Üniversiteler ile öğretim üyeleri ve yardımcıları serbestçe her türlü bilimsel araştırma ve yayında bulunabilirler.”
Bugün Üniversitelerde, öğretim üyelerinin çıkarılması, öğrencilerin başka Üniversitelere aktarılması, Vakıf Üniversitelerinin kitaplık ve araç ve gereçleriyle kapatılması, bu kuruluşlardaki kitaplıklardan faydalanılamaz duruma gelinmesi karşısında insan ister istemez Anayasa’nın bu maddelerini ve geçmiş yıllardaki olayları ve onların sonuçlarını hatırlıyor.

  1. http://bianet.org/bianet/insan-haklari/171149-1402-liklerden-1128-e-destek, Çevrimiçi: 20.10.2016.
  2. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/583703/Gencay_Gursoy_Boyle_bir_tasfiye_dunyada_yok.html, Çevrimiçi: 20.10.2016.

Güncel Hukuk Dergisi, Kasım 2016, S.155

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.