Yaz – Boz Örneği: Karşılıksız Çek Sorunu

Prof. Dr. Köksal Bayraktar

Çek gibi tamamen teknik ve iktisadi ilişkilere yakından bağlı bir kanunun bu kadar çok değiştirilmesi, denemelerin genelleştirilmesi, yeni düzenlemenin ön ödeme, uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının dışında tutulması, kişisel hak ve özgürlüklere aykırı olduğu gibi yeni sorunlar da yaratabilecektir

Çek gibi tamamen teknik ve iktisadi ilişkilere yakından bağlı bir kanunun bu kadar çok değiştirilmesi, denemelerin genelleştirilmesi, yeni düzenlemenin ön ödeme, uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının dışında tutulması, kişisel hak ve özgürlüklere aykırı olduğu gibi yeni sorunlar da yaratabilecektir.

 

Son aylarda gazetelerin “ekonomi” sayfalarındaki bir haber giderek yayıldı ve ilk sayfalarda, siyasal çalışmalar içinde yerini aldı; buna göre Çek Kanunu yeniden düzenleniyor. Bu haber, 15.07.2016 kabul tarihli ve 6728 sayılı Kanunla noktalandı.
Bu durum hukuk dünyası için yabancı değil, 1980’li yıllardan bu yana karşılıksız çek, ceza hukuku düzenlemelerine konu olmaktadır ve sürekli gel – git’lerin yaşandığı bir olaydır. Dilerseniz, size tarihsel gelişimi kısaca aktaralım:
19.03.1985 tarihli ve 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” çeki ayrıntılı olarak düzenledikten sonra ünlü 16. maddesinde karşılıksız çekin karşılığını hürriyeti bağlayıcı ceza olarak tespit etmişti. Madde üzerinde yoğun tartışmaların olması, binlerce iş adamının cezalandırılması, sorumlu kişinin kim olduğunun tespitindeki sorunlarla, suçun şikayete bağlı olmasının kötüye kullanılmasına ilişkin örnekler kanun üzerindeki tartışmaları ve eleştirileri yoğunlaştırdı. Bunun sonucunda 26.02.2003 tarihli ve 4814 sayılı Değişiklik Kanunu yürürlüğe girdi. Çek Kanununun 16. maddesinin müeyyide (ceza yaptırımı) kısmını değiştiren yeni düzenlemede hapis cezası kaldırılıyor, bunun yerine çek üzerine yazılı miktar tutarında ağır para cezası getiriliyor, ayrıca alt sınırda bir para cezası öngörülüyordu. Sonraki tarihlerde, 14.12.2009’da konu, 5941 sayılı Çek Kanunu ile düzenlenmişti. Bu Kanunun 9. maddesiyle 3167 ve 4814 sayılı Kanunlar yürürlükten kaldırılmıştı. Aynı Kanunun Geçici 2. maddesi bir çeşit özel af düzenlemesi niteliğinde idi. Buna göre şikayetçi hakkında soruşturma, kovuşturma ya da infaz işlemi yapılan kişi arasında ödeme ile ilgili bir anlaşma olduğunda yargılamanın durması ya da infazın ertelenmesi kararları verilecekti. Çek keşidecisinin çekin ödeneceği yönündeki taahhüdü de aynı sonucu doğuracaktı. Bu kanunda ayrıca çek kullanma yasağı hem keşideci ve hem de banka görevlileri yönünden ayrıntılı kurallara bağlanmıştı. Çekin karşılıksız kalması durumunda Kanunun 5/1. maddesiyle adli para cezası öngörülmüş ve bunun üst sınırı saptanmıştı.1* Yaptırım zamanla 31.01.2012 tarihli ve 6273 sayılı Kanunun 3. maddesiyle yeniden değiştirilerek yürürlükten kaldırılmış ve TCK’nin dolandırıcılık ve sahtekarlık hükümlerine yollamada bulunulacak çeşitli örtülü cezalandırmalar getirilmişti.
Gelişim yeni bir değişiklik kanunu ile devam etmektedir. TBMM Başkanlığına 23.06.2016 tarihinde sunulan Kanun Tasarısında karşılıksız çek suçlarında gene adli para cezası sistemine dönülmekte, davaların icra mahkemelerinde görüleceği açıklanmaktadır. “Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun” çekle ilgili bölümüne ilişkin şu gerekçe ileri sürülmektedir: “… ticaret hayatının gerektirdiği sürat ve güvenlik ihtiyacı, çekle yapılan ödemelerin yaygınlaşması ve karşılıksız çekte artış olması nedeniyle çek hamillerinin korunmasının temini için özel olarak yeni hükümlerin düzenlenmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle ticari hayatın önemli ödeme vasıtalarından birini oluşturan çeke olan güvenin daha da artırılması ile karşılıksız çekin engellenmesi amacıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile 5941 sayılı Çek Kanununda önemli değişiklikler yapılmakta ve çekin karşılığının bulundurulmaması halinde adli para cezası yaptırımının uygulanması öngörülmektedir.”
Gerekçedeki bu nedenler çerçevesinde 5941 sayılı Kanunun 5. maddesinin değişikliği öngörülmektedir. Maddenin birinci fıkrasının önemli bölümleri şu şekildedir: “Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikayeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, bin beş yüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur… Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353. maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Bu davalar çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikayetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür.”
Yazının başlığı bu nedenlerle “yaz – boz örneği”dir. Çek gibi tamamen teknik ve iktisadi ilişkilere yakından bağlı bir kanunun bu kadar çok değiştirilmesi, denemelerin genelleştirilmesi, yeni düzenlemenin ön ödeme, uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının dışında tutulması, kişisel hak ve özgürlüklere aykırı olduğu gibi yeni sorunlar da yaratabilecektir.

1 Günay Meryem / Günay Mehmet, 5940 Sayılı Çek Kanununa Göre Karşılıksız Çek Düzenleme Suçu, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Temmuz, 2010, sy: 2, s. 336-337