Yiğit Okur: Büyük Hukukçu, Büyük Edebiyatçı, Ama Her Şeyden Önce Büyük İnsan…

Yiğit Ağabey, hep biraz gergin ve telaşlıydı. Hep güler yüzlü, uzlaşmacı, barıştırıcıydı. Kendisine yöneltilen en ağır eleştirilere bile gülerek, edebini bozmadan ve eleştiri sahibinin silahlarını hissettirmeden ona çevirerek cevap verirdi. Kimseyi kırmadan, söylenmesi gerekenleri en doğru üslupla söylerdi

Prof. Dr. Emre Öktem

1987 sonlarıydı. 1988’de gireceğim üniversite sınavındaki tercihim hala kesinleşmemişti, aklım arkeoloji ile hukuk arasında gidip geliyordu. Galatasaray Lisesi’nde müdürümüz (ve gelecekte Galatasaray Üniversitesi’nde rektörümüz) olan sevgili hocam Prof. Yıldızhan Yayla, Avukat Yiğit Okur’la görüşmemi önerdi. Randevu aldım, Mim Kemal Öke Caddesi’ndeki eski yazıhanesine gittim. Devasa antika masanın arkasından bana gülümseyen adam, kendisinden 34 devre küçük Galatasaray Liseli kardeşine koca adam muamelesi yaptı. Şakacıydı, ama ölçülüydü. Karşısındakine saygıyla, ama araya mesafe koymadan yaklaşıyordu. Konuşma tarzı ustalıkla ikna ediciydi ama samimiydi. Beni ikna etti, hukukçu oldum. Arkeolojiden ve Yiğit Ağabey’den kopamadım.
Öğrenciliğimde bir ayağım hep (Abdi İpekçi’ye taşınan) Okur & Okur bürosundaydı. Bu sıralarda büroya sık sık uğrayan diplomat tavırlı muhterem bir ağabeyimizi, bir yerlerden gözüm ısırıyordu. Tanıştırıldım: Coşkun Kırca, Galatasaray Üniversitesi’nin kuruluş hazırlıklarını görüşmeye geliyormuş. Okur & Okur bürosu, Galatasaray Üniversitesi’nin kurucu babalarının ve ideologlarının buluşma yeri olmuştu. Bunlardan biri de Yiğit Ağabey’di.
Derken 1990’da, Yiğit Okur, Galatasaray mezunlarına yönelik “GSL Gazete” dergisini çıkarmaya karar verince, benim de ekibe katılmamı istedi. Vazifem, bugün hemen hiçbiri aramızda bulunmayan eski mezunlarla röportajlar yapmaktı. Aralarında Rauf Hasağası, Emin Erer, Ziyad Ebüzziya gibi unutulmaz isimlerin de bulunduğu bu kişileri tanımış olmayı, hayatımın en büyük mutluluklarından biri sayıyorum. Bu mutluluğu da Yiğit Ağabey’e borçluyum. O güzel insanlar, bir zamanların kültür ve medeniyetinden kalan sesleri bambaşka bir zarafetle mikrofona fısıldadılar, ben de kâğıda geçirdim.
1993-94 yıllarında avukatlık stajımı Okur & Okur bürosunda yaptım. Beraber çalıştığımız zamanlarda Yiğit Ağabey, hep biraz gergin ve telaşlıydı. Hep güler yüzlü, uzlaşmacı, barıştırıcıydı. Kendisine yöneltilen en ağır eleştirilere bile gülerek, edebini bozmadan ve eleştiri sahibinin silahlarını hissettirmeden ona çevirerek cevap verirdi. Kimseyi kırmadan, söylenmesi gerekenleri en doğru üslupla söylerdi. Cümleleri; kısa, berrak ve vurucuydu. Yıllar sonra yazacağı edebi eserlerindeki üslubunu güçlü kılan da, sanırım bu kısa cümlelerdir. (devamı Güncel Hukuk’ta) 

Güncel Hukuk, Şubat 2016