Erkeklere Ceza İndiriminin Kaynağı Yasa Değil, Cinsiyetçi-Toplumsal Normlar

Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadele hem cinsiyetçi devlet politikalarına hem de erkekleri aklayan yargıya karşı hız kesmeden devam ediyor. Kadınların mücadelesi birçok kazanımı da beraberinde getiriyor. Ancak, son zamanlarda erkeklere uygulanan haksız tahrik ya da iyi hal indirimlerinin gerekçelerine karşılık medyada “ceza indirimleri kalksın” yönünde kampanyalar mevcut. Bu indirimlerin kalkması kadınlar için bir kazanım olur, erkek şiddetini önler mi? Ceza hukukunda indirim halleri nedir? Sorun yasalarda mı yoksa uygulamada mı? “Erkekliğime hakaret etti, öldürdüm” diyen bir erkeğe verilen haksız tahrik indirimi kaynağını nereden alıyor? Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalından Yrd. Doç. Dr. Gülşah Kurt ile konuştuk.

Begüm Baki’nin söyleşisi

“Bir kadınla bir erkek arasındaki şiddetten bahsettiğimizde aslında bunun biraz daha politikayı ilgilendiren bir şey olduğunu söylememiz gerekiyor. Hangi politika? Ne olursa olsun, özellikle erkekten kadına ya da LGBTİ’lere yönelik şiddette ataerkil, eril toplumsal normlar tarafından beslenen ve teyit edilen bir şiddet vardır. Dolayısıyla burada politika işin içine giriyor. Şiddeti bu şekilde ayırarak baktığımız zaman, özellikle ayrım yapmak haksız tahrik açısından makul bir çözüm gibi ortaya çıkıyor. Ama ceza hukuku açısından haksız tahrik gereksiz demek, tümden çıkaralım demek mantıklı ve mümkün değil. Herhangi bir fiil karşısında tahrik indirimi uygulamayalım, başka şekilde bunu çözelim demekle de sorun çözülmüyor.

Bizde haksız fiilin içeriği belirlenirken hukuk düzenine aykırılık esasından hareket etmek yerine kişinin bir haksızlığa uğraması gibi duygularına, düşüncelerine bakılarak belirleniyor. Haksız tahrikin kabul edilmesindeki bir düşünce de; suç işlerken ortada sadece failin kendi kusurundan kaynaklanan bir şey olmadığı, aynı zamanda karşıdakinin de belli ölçüde kusurlu olduğu. Yani kusurun tamamı faile ait değil, bütün cezayı faile yüklememek lazım, o kusur karşı taraf açısından da paylaşılmalı diyerek ceza indirim getiren bir şey. Haksız tahrik indiriminin kabul edilmesinin altında yatan felsefe biraz da bu. Bu aslında öğretide ileri sürülen bir düşünce. Tam da buradan hareketle hem o kişinin iç dünyasına, hangi normlara göre hareket ettiğine; hem de karşıdaki kişinin kusuruna bakıyoruz. Böyle olunca da bir takım şablonlar çıkıyor karşımıza. Boşanmak isteyen kadın bu eril normlar içerisinde kusurlu kabul ediliyor. O kadının kusuru çok büyük; bir kere aile içinden çıkmak istiyor, kocasına karşı geliyor, muhtemelen sadakatsizlik içerisinde, öyle olmasa bile; bir kadının kocasından boşanmaya karar vermesi bizim geleneklerimiz açısından bir erkek için yeterince öfke yaratan bir sebeptir, adam burada sinirlenmekte haklıdır diyoruz. Tahriki yaratan kişiye atfedilebilecek olan kusur açısından da zaten o kusuru taşıyan kişi bir şekilde o şiddete uğrayan daha dezavantajlı gruplardan biri olunca önümüzdeki tablo tamamlanıyor.” (devamı Güncel Hukuk’ta)

Güncel Hukuk, Mart 2016